Kıta Avrupa’sında ortalama sıcaklıkların üzerinde seyreden hava sıcaklıkları yaşanıyor. İber Yarımadası, Almanya , Fransa,Belçika ve İtalya’da geniş çaplı ve uzun süreli bir sıcak hava dalgası etkili oluyor.
Kıta Avrupasında yoğunlaşan kuraklık ve sıcak hava dalgaları sonrasında birçok AB ülkesinde su kullanımında kısıtlamaya gitti. Bu durum AB’de su arz güvenliğinin ne denli tehdit altında olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek oldu. Bu durum aynı zamanda AB’de risk yönetiminin kriz oluşmadan katı bir şekilde uygulandığını da gösterdi.
Ayrıca Avrupa’daki sert su kısıtlaması tedbirleri su güvenliği’nin sağlanmasının önemini de ortaya koydu. Aşırı su kullanımı konusundaki kısıtlamalar AB’nin riski yönetmek için su’da sıkı talep yönetimine geçtiğini ortaya koydu.
Bu durum Türkiye’de de özellikle büyükkentlerimizde kurak dönemlerden önce arz ve talebin birlikte yönetilmesinin gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
Türkiye’nin bu yıl yaşadığı yağışlı dönem su arz güvenliğimizin garantisi değildir. Bu durum su yönetimini ve su kullanıcılarını rehavete düşürmemelidir.
Türkiye’de iklim değişikliği etkisi ile aşırı meteorolojik olaylar artmaktadır. Bu belirsizliklere karşı yasal ve kurumsal olarak direncimizi artıracak tedbirlerin tümünü uygulamaya maalesef koyabilmiş değiliz. Bu durum başta su arz güvenliğimizi etkilemekte ve tarımsal üretim başta olmak üzere birçok sektörde kırılganlığımızı artırmaktadır.
Uzmanlar Sıcak hava dalgalarının etkisinin önümüzdeki haftalarda Türkiye’de daha fazla hissedileceğini açıklamaktadır. Ülkemiz iklim değişikliği etkisinin en fazla yaşayacak ülkeler arasında sayılmaktadır. Ülkemizde bölgesel kuraklıkların sıklığı ve şiddeti artarak sürecektir. Bu koşullar barajlarımız geçen yıla nazaran daha dolu olsa da, her zaman su yönetiminde verimli ve su kullanımında dikkatli olmamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ülkemiz iklim değişikliği etkisi karşısındaki kırılganlıklarını bir an önce tamamlamak zorundadır.