Yayınlandı
1 saat önceon
Yazar
Dursun Yıldız
Dursun Yıldız
SPD Başkanı
2026 yılı , su kaynakları açısından belirleyici bir yıl olmaya aday.2026 yılında su, iklim adaptasyonu, gıda sistemleri, ekonomik dayanıklılık ve güvenlik konuları uluslararası tartışmaların merkezine yerleşiyor. Mayıs ayında Duşanbe Su Süreci ve Ağustos ayında Dünya Su Haftası gerçekleşti. Bu yılın sonuna doğru düzenlenecek olan COP31 ve BM 2026 Su Konferansı’nda büyük küresel süreçlerin, ülkelerin artan suyla ilgili risklere nasıl yanıt vereceğini şekillendirmesi bekleniyor.
Bir diğer deyişle Kasım ayındaki COP31’e ve Aralık ayındaki BM 2026 Su Konferansı’na kadar su, iklim, gıda sistemleri, ekonomik istikrar ve güvenlik ile bağlantılı olarak küresel gündemde önemli bir yer tutacak. İlgi var, taahhütler de artıyor, ancak yine de yönetim yaklaşımları su sistemlerinin değişimine uyduramıyor. Sonuç olarak, hedef ile uygulama arasında giderek büyüyen bir uçurum oluşuyor.
Su bir sektör değildir, ancak bir sektör gibi ele alınıyor.
Su, sadece bir politika alanı değil; iklim değişikliğinin, ekosistem bozulmasının ve ekonomik baskıların yaşandığı sistemdir. Kuraklıklar, seller ve değişen yağış düzenleri, sektörler ve bölgeler genelinde riskleri yeniden şekillendiriyor. Aynı zamanda, arazi kullanımındaki değişiklikler ve ekosistem bozulması, hidrolojik döngünün kendisini de değiştiriyor. Ancak kararlar hâlâ birbirinden ayrı, izole bir şekilde alınıyor; su, toprak, iklim ve ekosistemler birbirinden ayrı tutuluyor. Bu parçalanma sadece verimliliği düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sistemik risk de yaratıyor.
Bunun yanısıra suyla ilgili haberlerin büyük bir kısmı rezervuar seviyelerine, kuraklık koşullarına ve tahsis anlaşmazlıklarına odaklanıyor. Ancak su yönetiminin karşı karşıya olduğu sorun bundan çok daha karmaşıktır. Su yönetimi genellikle kurumlar, sektörler ve ölçekler arasında parçalanmış durumdadır. İklim direnci oluşturma çalışmaları, altyapı planlaması, arazi yönetimi ve finansman mekanizmaları, birbirine bağlı bir sistemin parçası olmaktan ziyade ayrı politikalar olarak ele alınıyor.
Karar vericiler suya olan yaklaşımlarını değiştirmelidir
Geçtiğimiz on yıl suyun önemini kavramakla ilgiliyken, şu anki dönem onu farklı bir şekilde yönetmek ve iş birliğine odaklanmakla ilgili. Suyu Bir Sistem Olarak Yönetmek” anlayışı, ilerlemenin yeni taahhütlerden ziyade mevcut taahhütlerin ekosistem dengesini gözeterek ve su döngüsünü anlayarak nasıl uygulamaya konulacağıyla bağlantılı olacağını savunuyor. Bu da karar vericilerin suya yaklaşım biçiminde bir değişiklik gerektiriyor. Su artık yönetilecek bir sektör olarak değil, iklimi, ekosistemleri ve ekonomileri birbirine bağlayan bir sistem olarak ele alınmalıdır.
Uygulamada nelerin değişmesi gerekiyor?
Sonuçlar somut. Yönetim, toprakta, bitki örtüsünde ve atmosferde bulunan ve yağışları düzenlemede ve ekosistemleri sürdürmede kritik bir rol oynayan yeşil su da dahil olmak üzere, hidrolojik döngünün tamamını yansıtmalıdır.
İklim politikası ve finansmanı, su gerçeklerine dayanmalıdır. İklim riskleri büyük ölçüde su riskleridir, ancak yatırımlar genellikle su sistemlerinin hem uyum hem de azaltma sonuçlarını nasıl şekillendirdiğini hesaba katmaz. İş birliği, suyun hareket şekliyle uyumlu olmalıdır. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı ortak su sistemlerine bağımlıdır, ancak yönetim çerçeveleri genellikle değişen hidrolojik koşulların gerisinde kalmaktadır.
Küresel süreçlerin daha iyi bir şekilde birbirine bağlanması gerekiyor. İklim, biyoçeşitlilik, arazi ve kalkınma gündemleri, suya olan ortak bağımlılıklarına rağmen, hâlâ parçalı durumda.
Su yönetiminin pratikte etkili olabilmesi için katılımcı, kapsayıcı ve uyarlanabilir olması gerekiyor. Bunlar ayrı öncelikler olmayıp sistemleri, kararları ve sonuçları uyumlu hale getirmeyi amaçlayan birbirine bağlı değişimlerdir.
Sınıraşan su yönetimi anlayışı da değişmelidir.
Dünyadaki birçok sınıraşan su anlaşması, artık geçerliliğini yitirmiş olan sadece su mevcudiyetine ilişkin verilere dayanmaktadır. Bugünden farklı hidrolojik koşullar için tasarlanmış ve değişiklikleri dikkate almamış olan anlaşmalar, uygulama zorlukları yaşamaya başlamıştır.Bu da anlaşmaların uygulanabilmesini zorlaştırdığı gibi ülkeler arasındaki gerilimin artmasına da neden olmaktadır.
Su ve İklim Eylemini Bir Araya Getirmek Zorundayız
İklim adaptasyonu, ve iklim direnci su sistemleri tarafından şekillendirilir; ancak su , iklim politikası ve finansman kararlarında hâlâ yeterince yer almamaktadır.COP31’de su ve iklim arasındaki bağlantı öne çıkmalıdır. Bu bağlantıyı güçlendirmek, yalnızca uyumsuzluktan kaçınmak için değil, aynı zamanda iklim yatırımlarının uzun vadeli, sistem genelinde direnç sağlamasını sağlamak için de hayati önem taşıyacaktır. Dünya Su Haftası, bu mesajların iklim müzakerelerine girmeden önce daha da netleştirilmesi için bir fırsat sunmaktadır.
COP 31 ve BM 2026 Su Konferansı’ndan Beklentiler
COP 31 ve BM 2026 Su Konferansı’ndan beklenti, yalnızca yeni taahhütler değil, mevcut taahhütlerin nasıl geliştirilebileceğine dair daha net kanıtlar olacaktır. Su, bunun için eşsiz bir başlangıç noktası sunuyor. İklim sistemlerini, ekosistemleri, ekonomileri ve toplumları birbirine bağladığı için, küresel gündemlerde uzun süredir ilerlemeyi sınırlayan ayrılıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.Ancak bunun için yeni su yönetimi anlayışınaa geçilmesi gerekiyor. COP 31 ve BM 2026 Konferansı yaklaşırken sorulması gereken soru, su yönetimi anlayışının önümüzdeki zorlukların ölçeği ve karmaşıklığına ayak uyduracak kadar hızlı gelişip gelişmeyeceğidir.2026 yılının sonunda, -uluslararası gündemdeki öncelik artık suyun önemli olduğu konusunda hemfikir olmak değil, taahhütleri ölçülebilir ilerlemeye dönüştürmek olmalıdır. Küresel hedefleri eyleme dönüştürmek, özel sektörün, araştırmacıların, finansörlerin, uygulayıcıların, yerli halkların ve sivil toplumun da bu diyaloğun bir parçası olmasını gerektirir.
Kaynak:https://siwi.org/news/from-ambition-to-implementation-governing-water-in-2026



ULUSAL SU KURULUNUN 6’NCI TOPLANTISI YAPILDI
SPD Başkanı Dursun Yıldız: 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu çok faydalı oldu
KÜRESEL İKLİM KRİZİ TARIM, ENERJİ VE EKONOMİYİ TEHDİT EDİYOR
Su Politikaları Derneği: Kuraklık artık istisna değil, “yeni normal”
SPD’nin Dokuzuncu Araştırma Raporu yayınlandı : Daha Kurak Bir Dünyaya Doğru SU POLİTİKALARI
SPD Başkanı Dursun Yıldız 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu’nda konuştu:Ekosistem dengesi ve iklim değişikliği su politikalarının merkezinde yer almalı