İPA Istanbul Çevre Düzeni Planı Bilim Kurulu Üyesi
Büyük kentlerimizin nüfusu kırsaldan aldıkları göçle hızla artmaktadır. Kentlere göç ve artan nüfus su kaynakları üzerindeki en etkili baskıları oluşturmaktadır.İstanbul’un özellikle Avrupa Yakasının su sorunu plansız,çarpık kentleşme ve hızla artan nüfusun yoğun baskısı altındadır.
Arazi planlaması ve su kaynaklarının planlaması birbirleriyle ilişkili bir şekilde yapılmalıdır.İstanbul’da bu planlamadan sapıldığı için su arz güvenliğinin sağlanması riske girmiştir. İstanbul’un Avrupa Yakası’nda nüfus daha fazla , su kaynakları ise daha azdır. Bu nedenle nüfusu daha hızlı aratan bu bölgenin su arz güvenliği 160 km mesafedeki Melen Çayı havzasından getirilen su ile sağlanmaktadır.
Aslında su sorunu İstanbul için artık sadece bir “su yönetimi” sorunu değil; aynı zamanda bir mekânsal planlama , nüfus yoğunluğu yönetimi ve giderek daha fazla bir tersine göç yönetimi sorunu haline gelmiştir. Bu üç konu birbirleriyle doğrudan ilişkilidir.
İstanbul’un su ihtiyacının büyük bir bölümü, havzalararası su transferiyle karşılanmaktadır. Bu nedenle İstanbul’da nüfus artışının önlenmesi ve mevcut nüfusun tersine göçe teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır.Çünkü kent büyüdükçe su havzaları yapılaşma baskısına açılmakta,ulaşım projeleri yeni yapılaşmayı tetiklemekte,su toplama havzalarının doğal yapısı bozulmaktadır. Böylece kentin su arz güvenliği , başka havzalardan taşınacak suya daha çok bağımlı duruma gelmektedir.Bunun önlenmesi için Anadolu kentlerinin ekonomik olarak güçlendirilmesi ve daha hızlı gelişmesi,sanayinin dağıtılması,orta ölçekli kentlerin geliştirilmesi ile tersine göçün teşvik edilmesi İstanbul’un su kaynakları üzerindeki baskıyı da azaltacaktır.Tersine göç aslında sadece bir göç politikası değil: “Ulusal mekânsal dengeleme stratejisi”dir. Bu strateji İstanbul ve Ankara gibi nüfusu hızla artan büyük kentlerimiz için büyük bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır.
İstanbul’un su sorunu sadece artan nüfusa ilave su sağlayarak değil radikal bir talep yönetimine geçerek mekânsal planları uygulamaya koyarak ve tersine göçü teşvik ederek hafifletilebilir.