İklim değişikliği şiddetli ve daha sık kuraklıklar getirdiği kadar aşırı yağışlara da neden olabiliyor. Yaşanan taşkın ve sel felaketleri plansız ve çarpık kentleşmenin yanısıra Türkiye’nin iklim değişikliğine yeterince hazır olmadığını gösteriyor. Bilim insanları kuraklık,taşkın,sel ve diğer aşırı meteorolojik olayların şiddeti ve sıklığının artarak devam edeceğini belirtiyor. Türkiye bunları yönetebilmek konusunda yasal ve kurumsal kapasite eksikliklerini maalesef tamamlayamamıştır.
Bugünlerde yaşadığımız şehir sellerinin önlenmesi için öncelikle düşen yağışın toprağa daha çok süzülmesini sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Sünger kent yaklaşımı benimsenmeli ve daha az beton kaplama ile kent yüzeyinin geçirgenlik oranı artırılmalıdır Ayrıca şehirlerin yağmur, sel suları için yağmur suyu toplama ve uzaklaştırma sistemleri atıksu sisteminden ayrı olarak inşa edilmelidir. Taşkınlar için her nehir havzasında taşkın yönetim planları, illerde ise İl Afet Risk Azaltma planları var.Her ikisinde alınması gereken önlemler ayrıntılı bir şekilde belirtilmektedir. Buradaki sorun su yönetiminde çok başlı,çok parçalı ve koordinasyon eksikliği içinde bir yapının olmasıdır. Bu nedenle planların ve tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasında sorunlar yaşanmaktadır.
Plansız ve Çarpık Kentleşme durdurulmalı
Kentlerimizi bu olağandışı meteorolojik olaylardan korumak için öncelikle plansız ve çarpık kentleşme durdurulmalıdır. Mevcut durum için kentlerde hızla ayrık sisteme geçilerek yağmur suyu atık su iletim hattından ayrılmalıdır.Kentlerde yağmur suyu hasadının mevcut binalarda da yaygınlaşması yerel yönetimlerce teşvik edilmelidir.
Kent içindeki derelerde İl Afet Risk Azaltma Planlarına belirtilen tedbirler ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından hızla alınmalıdır. Taşkınlar için uyarı sistemleri yaygınlaştırılmalıdır. Taşkın riski olan yerleşimler aşırı ve şiddetli yağış tehditine karşı uyarılmalıdır.
Kentlerde yağmur suları ayrık bir yağmur suyu toplama sistemi ile uygun yerlerde toplanmalıdır. Daha sonra uygun bir arıtma ile temizlik,park bahçe sulama gibi uygun işler için kullanılabilir. Fazla yağış alınan dönemlerde kırsalda suyun yeraltısuyuna sızdırılması için “Yeraltısuyu Besleme Projeleri” yaygınlaştırılmalıdır.
Kurumlar Arasında Yetki Karmaşası Sürüyor
Kentlerde sel ve taşkınların önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması konusunda Belediyeler, İl özel İdareleri , Büyük Kentlerin Su ve Kanalizasyon İdareleri,DSİ Bölge Müdürlükleri gibi kurumlar yetkili ve sorumludur. Ancak bu kurumlar arasında bir yetki sorumluluk karmaşası da bulunmaktadır. Örneğin yağmur suyunun toplanıp uzaklaştırılması, kentlerdeki derelerin ıslahı gibi konularda yetki ve sorumluluk konusunda yerel mevzuatta tam bir açıklık mevcut değildir. Görev ve yetki karmaşası nedeniyle alınması gereken tedbirlerin uygulanması gecikebilmektedir. Bu nedenle yeni su yasası taslağında bu konuda bazı maddelere yer verilmiştir. Ancak yeni yasa taslağında da havza ölçeğinde etkin bir yetkili kurum tanımlanmış değildir. Bu da su yönetiminde mevcut çokbaşlı,çokparçalı yapının sürmesi ve sorunların devam etmesi sonucu doğuracaktır.
Türkiye iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en etkin şekilde yönetebilmek için yasal ve kurumsal alandaki eksikliklerini hızla tamamlamalıdır.