Su Politikaları Derneği (SPD), 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na (COP31), UNFCCC nezdinde gözlemci kuruluş (Observer Organization) statüsüyle katılacak.
Dünyanın en önemli uluslararası iklim müzakerelerine ev sahipliği yapacak olan Türkiye, COP31 kapsamında hükümet temsilcilerini, uluslararası kuruluşları, bilim insanlarını, özel sektör temsilcilerini ve sivil toplum örgütlerini Antalya’da bir araya getirecek.
UNFCCC’de admitted NGO’s listesinde yer alan Su Politikaları Derneği (SPD), konferansa gözlemci sivil toplum kuruluşu olarak katılarak iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri, su güvenliği, iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir su yönetimi konularındaki çalışmalarını uluslararası platforma taşımayı hedefliyor.Konferansa Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ve SPD COP 31 koordinatörü Filiz Balta katılacak.
SPD, su güvenliğinin iklim müzakerelerinde daha güçlü yer almasını savunacak
İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha fazla su döngüsü üzerinden hissedildiğine dikkat çeken SPD, küresel iklim politikalarında su güvenliğinin daha merkezi bir konuma taşınması gerektiğini savunuyor.
Dernek, COP31 süresince özellikle Water Security (Su Güvenliği), Climate Adaptation (İklim Değişikliğine Uyum), Water Justice (Su Adaleti), Transboundary Water Cooperation (Sınıraşan Su İşbirliği) ve Water–Energy–Food–Ecosystems Nexus (Su–Enerji–Gıda–Ekosistem Bağlantısı) konularındaki uluslararası gelişmeleri takip edecek.
SPD ayrıca iklim değişikliğine uyum finansmanında su sektörünün önceliklendirilmesi, su hizmetlerine adil erişim ve iklim değişikliğinin neden olduğu su risklerinin azaltılması konularında uluslararası işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.
İklim krizi aynı zamanda bir su yönetimi krizidir
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, COP31’e katılım konusunda yaptığı değerlendirmede şu görüşleri dile getirdi:
“İklim krizinin etkileri büyük ölçüde su üzerinden ortaya çıkıyor. Kuraklıklar, seller, su kıtlığı ve ekosistem kayıpları giderek daha geniş toplum kesimlerini etkiliyor. Ancak küresel iklim politikalarında suyun stratejik önemi henüz yeterince karşılık bulmuş değil. COP31, su güvenliğinin iklim değişikliğine uyum politikalarının merkezine yerleştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunuyor.
İklim krizinin çözümü yalnızca karbon emisyonlarının azaltılmasına indirgenemez. Su, enerji, gıda ve ekosistemler arasındaki karşılıklı bağımlılıkları dikkate alan bütünleşik, adil ve uygulanabilir politikalara ihtiyaç bulunmaktadır.”
COP31 uluslararası işbirliği için önemli bir fırsat olmalı
SPD, Antalya’daki konferansı yalnızca iklim müzakerelerinin izlendiği bir platform olarak değil, aynı zamanda iklim ve su politikaları alanında yenilikçi politikaların geliştirilmesi ve uygulamaya yönelik adımların atılması için önemli bir fırsat olarak da değerlendiriyor.
Dernek, özellikle Akdeniz, Orta Doğu ve Orta Asya gibi iklim değişikliğine ve su stresine duyarlı bölgelerde, bilim temelli su diplomasisinin ve havza ölçeğinde işbirliğinin geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik çalışmalara önem veriyor.
SPD, COP31’e katılımıyla suyun yalnızca iklim değişikliğinden etkilenen bir doğal kaynak değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyumun, bölgesel kalkınmanın, toplumsal refahın ve barışın temel unsurlarından biri olduğu yaklaşımını uluslararası gündeme taşımayı amaçlıyor.