Su Yönetimi
Su Yönetimi Artık Uygulamaya Geçmelidir.
Yayınlandı
13 saat önceon
Yazar
Dursun Yıldız
Su Yönetimi Artık PlanYapma -Hedef Belirleme Çevriminden Çıkarak Uygulamaya Geçmelidir.
Dursun Yıldız
Direktör
Hidropolitik Akademi
İklim değişikliği, nüfus artışı, kentleşme, gıda güvenliği, enerji talebi ve ekosistem bozulmaları su yönetimini yalnızca teknik bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp ulusal güvenlik, ekonomik kalkınma ve toplumsal refahın temel belirleyicilerinden biri haline getirmiştir. Buna rağmen birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de su yönetimi uzun yıllardır plan hazırlama, strateji oluşturma ve hedef belirleme döngüsünün içinde kalmıştır. Son yirmi yılda hazırlanan havza yönetim planları, taşkın yönetim planları, kuraklık yönetim planları, içme suyu güvenlik planları, sektör stratejileri ve ulusal politika belgeleri önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Ancak bu planların önemli bir kısmı uygulama kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle beklenen sonuçları üretememektedir. Günümüzde ihtiyaç duyulan yaklaşım yeni planlar hazırlamaktan çok mevcut planların uygulanmasını sağlayacak yönetişim, finansman, kurumlar arası koordinasyon ve performans izleme mekanizmalarının güçlendirilmesidir. Su yönetiminin başarısı artık hazırlanan belge sayısıyla değil, sahada elde edilen sonuçlarla ölçülmelidir.
Dünyada su yönetimi anlayışı son elli yılda önemli bir dönüşüm geçirmiştir. 1980’li yıllarda ağırlıklı olarak arz güvenliğini sağlamak için su kaynaklarının geliştirilmesine odaklanan politikalar, 1990’lardan sonra Uyarlanabilir Bütünleşik Su Kaynakları Yönetimi (IWRM) ve hidrolojik çevrimin tümünü dikkate alan Sistem Yönetimi yaklaşımına yönelmiştir. Son yıllarda ise iklim değişikliği, kuraklık, aşırı yağışlar, enerji dönüşümü ve gıda güvenliği gibi yeni riskler nedeniyle Doğa Tabanlı Çözümler ile Su Arz Güvenliği yaklaşımı ön plana çıkmıştır.
Türkiye de bu süreçte önemli kurumsal ve hukuki gelişmeler yaşamıştır. Havza koruma planları, nehir havza yönetim planları, kuraklık yönetim planları, taşkın yönetim planları, sektörel su tahsis planları ve Ulusal Su Planı hazırlanmıştır. Ancak bütün bu çalışmaların ortak sorusu hâlâ tam anlamıyla cevaplanabilmiş değildir: Hazırlanan planların ne kadarı sahada uygulanmaktadır? Bugün temel sorun plan eksikliği değil, uygulama eksikliğidir.
Planlama Dönemi Büyük Ölçüde Tamamlandı
Planlama süreci kamu yönetiminin vazgeçilmez unsurudur. Ancak planlama kendi başına amaç değildir.
Son yirmi yılda ülkemizde;
- Havza Yönetim Planları
- Taşkın Risk Yönetim Planları
- Kuraklık Yönetim Planları
- İçme Suyu Güvenlik Planları
- Sulama Modernizasyon Programları
- İklim Değişikliğine Uyum Stratejileri
- Su Verimliliği Strateji Belgeleri
- Ulusal Su Planı
- Sektörel Su Tahsisi Planları
gibi çok sayıda plan ve politika belgesi hazırlanmıştır.
Bu çalışmalar önemli bir kurumsal hafıza oluşturmuştur. Artık aynı sorunların tekrar tekrar analiz edilmesine değil, çözüm önerilerinin hayata geçirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Planlama Uygulama İçin Olmalı
Kamu yönetiminde sık karşılaşılan hususların başında, planlamanın uygulamaya geçirilmesi konusundaki eksikliklerin yeterince ele alınmaması gelir.
Yeni plan hazırlanırken mevcut planların uygulama performansı yeterince değerlendirilmez, Eylem planlarında sorumluluklar yeniden tanımlanır,öncelikler yeniden sıralanır, hedefler belirlenir ancak uygulama takvimi ertelenebilir. Bunun sonucunda planlar artar fakat uygulamalar azalır. Bu durum literatürde zaman zaman Implementation Gap (Uygulama Açığı) olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye’nin En Büyük İhtiyacı Uygulama Kapasitesinin Geliştirilmesidir.
Su yönetiminde başarının önündeki temel sorunlardan biri uygulama kapasitesidir.
Bu kapasite kurumsal yapı,teknik insan kaynağı,finansman,veri yönetimi, yerel yönetimlerin yetkinliği, denetim mekanizmaları, karar alma süreçleri gibi birçok unsurdan oluşmaktadır. İyi hazırlanmış bir plan, güçlü bir uygulama mekanizması olmadan yalnızca bir politika belgesi olarak kalmaktadır.
Havza Ölçeğinde Uygulama Güçlendirilmelidir
Sürdürülebilir su yönetiminde en uygun ölçek havzadır.Ancak birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de kararların önemli bölümü idari sınırlar içerisinde alınmaktadır.
Oysa su idari sınırlara göre akmamakta, kuraklık idari sınırları dikkate almamakta, taşkınlar il sınırlarını tanımamaktadır. Bu nedenle uygulama mekanizmalarının havza ölçeğinde geliştirilmesi işletilmesi gerekmektedir.
Performans Ölçmeyen Sistemler Gelişemez
Hazırlanan planların çoğunda hedefler ,amaçlar,ilgili kurumlar,sorumlu kurumlar bulunmaktadır. Ancak planlarda yer alan hangi hedefin gerçekleştiği, hangisinin geciktiği,neden gerçekleşmediği,ne kadar kaynak kullanıldığı gibi sorulara düzenli cevap veren sistemler henüz yeterince gelişmemiştir. Su yönetiminde artık performans göstergeleri yalnızca çıktı (output) değil, sonuç (outcome) odaklı olmalıdır. Örneğin; “Hazırlanan havza planı sayısı” yerine; “Yeraltı suyu seviyesindeki iyileşme” veya “Şebeke su kayıp oranındaki azalma” başarı göstergesi olmalıdır.
İklim Değişikliği Beklemiyor
İklim değişikliği planların tamamlanmasını beklememektedir. Kuraklıklar artmaktadır. Ani taşkınlar sıklaşmaktadır. Su kalitesi bozulmaktadır. Yeraltı suyu rezervleri azalmaktadır. Bu nedenle uygulamaya geçiş artık tercih değil zorunluluktur. Her yıl ertelenen uygulamalar gelecekte çok daha yüksek ekonomik maliyetler oluşturacaktır.
Finansman Uygulamanın Anahtarıdır
Planların önemli kısmı finansman eksikliği nedeniyle uygulanamamaktadır. Bu nedenle; performans esaslı bütçeleme, yeşil finansman,iklim fonları, kamu-özel sektör iş birlikleri, su hizmetlerinde mali sürdürülebilirli uygulama sürecinin ayrılmaz parçaları haline gelmelidir.
Kurumlar Arası Koordinasyon Yeniden Tasarlanmalıdır
Su yönetimi tarım, enerji, çevre, şehircilik, sanayi, sağlık, afet yönetimi gibi birçok sektörü aynı anda ilgilendirmektedir. Bu nedenle koordinasyon yalnızca toplantılarla değil ortak veri tabanları, ortak performans göstergeleri, ortak yatırım programları, ortak bütçeler üzerinden kurulmalıdır.
Dijital Dönüşüm Uygulamayı Hızlandıracaktır
Yeni nesil su yönetimi gerçek zamanlı izleme, uzaktan algılama, yapay zekâ destekli tahmin sistemleri, dijital ikiz (Digital Twin), büyük veri (Big Data) uygulamalarından yararlanmalıdır. Bu teknolojiler plan hazırlama çalışmalarının yanısıra , uygulamayı hızlandırmak için kullanılmalıdır.
Başarı Göstergeleri Değişmelidir
Artık başarı hazırlanan plan sayısıyla, yapılan çalıştay sayısıyla, yayımlanan strateji belgesi sayısıyla ölçülmemelidir. Gerçek başarı azalan su kayıpları, artan sulama verimliliği, iyileşen su kalitesi,artan abone-kullanıcı memnuniyeti, yükselen yeraltı su seviyeleri,azalan taşkın zararları, kuraklığa karşı artan direnç,artan ekosistem hizmetleri ile ölçülmelidir.
Sonuç
Türkiye su yönetiminde önemli bir planlama altyapısı oluşturmuştur. Bugün karşı karşıya olunan temel sorun bilgi eksikliği değildir. Sorun, mevcut bilgi ve stratejilerin uygulamaya yeterince dönüştürülememesidir.
Önümüzdeki dönemde hazırlanacak yeni planlardan ziyade mevcut planların uygulanmasına odaklanan bir yönetim anlayışına ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için uygulama kapasitesinin geliştirilmesi, kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi, finansman mekanizmalarının çeşitlendirilmesi ve performans odaklı bir izleme-değerlendirme sisteminin kurulması gerekmektedir.
Su yönetiminde yeni dönem; plan hazırlayan değil, sonuç üreten kurumların dönemi olacaktır. Çünkü su kaynakları üzerindeki baskılar giderek artarken zaman, sürekli plan üretme değil, uygulama zamanıdır. Başarı artık hazırlanan belge sayısıyla değil; kuraklığa karşı dayanıklılığı artmış havzalar, kayıp-kaçak oranı düşmüş şehirler, verimli sulama sistemleri ve korunmuş ekosistemlerle ölçülecektir.
Su yönetiminde gerçek dönüşüm, planların raflardan çıkarılıp sahaya taşındığı gün başlayacaktır.
Sonuç olarak, su sistemlerinin dayanıklılığı azalmakta; gıda üretimine, ekosistem istikrarına ve bölgeler genelinde uzun vadeli su mevcudiyetine yönelik sistemik riskler artmaktadır. Bu durum, ekonomiler ve toplumlar genelinde zincirleme etkiler yaratabilmektedir.
Yapılan araştırmalar, su yönetiminde gerçek ilerlemenin yalnızca yeni taahhütlerin açıklanmasına değil, daha çok su ile ilgili sistemler arasındaki ilişkinin dikkate alınıp alınmadığına bağlı olacağını ortaya koymuştur.Bu nedenle daha katılımcı bir yönetim, daha planlı-verimli bir yatırım ve daha güçlü bir uygulamanın gerekli olduğu görülmelidir.
Bunun için suyu bize sağlayan doğal çevrim sistemi daha detaylı olarak analiz edilmelidir. Özetle; suyun daha etkin yönetimi için, su çevrimini ve sistem anlayışını dikkate alan multidisipliner ve çok katmanlı bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Dünyada su ile ilgili riskler artmakta ve bu alanda gerçek ilerlemenin , yalnızca yeni taahhütlere değil, taahhütleri koordineli eyleme dönüştürmeye bağlı olduğu görülmektedir.
Bu durumda, su yönetiminin belirlediği hedeflerin uygulamaya geçmesinin önündeki zorlukların ne olduğu ve bunların nasıl aşılacağı üzerinde durulmalıdır .Bu da su yönetiminde yeni bir sistem analizine ve politikaya olan ihtiyacı ortaya koymaktadır.

Beğenebileceklerin
-
SPD Başkanı Yıldız : Su, bağlı olduğu doğal ve sosyal sistemlerle birlikte yönetilmelidir.
-
Türkiye’de Akdeniz iklimi genişlerken nemli ve soğuk iklimlerin alanı daralıyor
-
SPD Başkanı Dursun Yıldız: KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİ SU TASARRUFU İÇİN FIRSAT
-
AB kuraklığa karşı su’da sıkı talep yönetimine geçti .Sert tedbirler alındı
-
Su, neden sektör değil de bir sistem olarak yönetilmelidir?
-
Türkiye’de kuraklık riski bölgesel olarak devam ediyor
