Güçlü yağışlar ve yüksek baraj doluluk oranlarının etkisiyle hidroelektrik üretiminde yaşanan rekor artış, ülkenin doğalgaz kullanımını önemli ölçüde azalttı. Reuters yazarı, gelişmenin Avrupa gaz piyasasanı da etkilediğini yazdı.
Türkiye’de hidroelektrik üretiminin 2026’nın ilk beş ayında rekor seviyeye ulaşması, doğalgazla elektrik üretimini son yedi yılın en sert düşüşüne taşıdı. Temiz enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı ilk kez yüzde 60’ın üzerine çıkarken, ithal doğalgaz tüketiminin azalması Avrupa’nın gaz depolama sürecine de önemli katkı sağladı.
Türkiye, 2026 yılında enerji üretiminde dikkat çekici bir dönüşüme imza attı.
Ekonomim’deki habere göre güçlü yağışlar ve yüksek baraj doluluk oranlarının etkisiyle hidroelektrik üretiminde yaşanan rekor artış, ülkenin doğalgaz kullanımını önemli ölçüde azaltırken, enerji sektöründeki karbon emisyonlarının düşmesine ve ithal yakıt bağımlılığının hafiflemesine katkı sağladı.
“Avrupa’yı da rahatlattı”
Reuters köşe yazarı Gavin Maguire’ın değerlendirmesine göre, Türkiye’nin bu performansı yalnızca ülke enerji piyasasını değil, Avrupa doğalgaz piyasasını da etkileyen önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı.
Rekor artış
Enerji düşünce kuruluşu Ember’in verilerine göre Türkiye’nin hidroelektrik santralleri, Ocak-Mayıs 2026 döneminde 46,33 teravatsaat (TWh) elektrik üreterek tüm zamanların en yüksek ilk beş aylık üretimine ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 60’lık artış anlamına geliyor.
Artan hidroelektrik üretimi sayesinde su kaynakları, ilk kez hem kömürü hem de doğalgazı geride bırakarak Türkiye’nin en büyük elektrik üretim kaynağı haline geldi. Hidroelektriğin toplam elektrik üretimindeki payı da geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 20,8 seviyesinden yüzde 33,2’ye yükseldi.
Yüksek rezervuar seviyeleri ve elverişli hava koşulları, elektrik talebinin arttığı bir dönemde barajların maksimum kapasiteyle çalışmasına imkan sağladı.
Temiz enerjinin payı yüzde 60’ı aştı
Hidroelektrik üretimindeki güçlü artış, rüzgar ve güneş enerjisindeki büyümeyle birleşince Türkiye’nin elektrik üretiminde önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı.
Ocak-Mayıs döneminde;
Hidroelektrik üretimi 46,33 TWh’ye, Rüzgar enerjisi üretimi 17,97 TWh’ye, Güneş enerjisi üretimi ise 13,98 TWh’ye ulaştı.
Böylece üç kaynaktan elde edilen toplam temiz elektrik üretimi 86,25 TWh olurken, temiz enerji kaynaklarının Türkiye’nin elektrik üretimindeki payı ilk kez yüzde 61,2 seviyesine yükseldi.
Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 46,8 seviyesine göre dikkat çekici bir artışa işaret ediyor.
Gaz santrallerinde son yedi yılın en sert düşüşü
Hidroelektrik üretimindeki artışın en büyük etkisi doğalgaz santrallerinde görüldü.
Doğalgazdan elektrik üretimi yılın ilk beş ayında 29,42 TWh’den 17,48 TWh’ye gerileyerek yüzde 40,6 azaldı. Böylece doğalgazın elektrik üretimindeki payı da yüzde 20,7’den yüzde 11,9’a inerek söz konusu dönem için tarihi düşük seviyeye geriledi.
Yaklaşık 12 TWh’lik üretim kaybı, son yedi yılın en büyük düşüşü olarak kayıtlara geçti.
Kömür santralleri de bu süreçten etkilendi. Kömür kaynaklı elektrik üretimi yıllık bazda yüzde 16,1 azalırken, kömürün üretimdeki payı da yüzde 26,4’e gerileyerek son on yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indi.
Karbon emisyonlarında yüzde 21’in üzerinde geriledi
Fosil yakıt kullanımındaki düşüş çevresel göstergelere de yansıdı.
Enerji sektörünün karbon emisyonları geçen yılın aynı dönemine göre 61,01 milyon tondan 47,91 milyon ton CO₂ eşdeğerine gerileyerek yüzde 21’in üzerinde azaldı.
Bu sonuç, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynakların etkisinin giderek güçlendiğini ortaya koydu.
Avrupa’nın gaz piyasasını da olumlu etkiledi
Türkiye’de doğalgaz tüketiminin azalması yalnızca iç piyasayı etkilemedi.
Elektrik üretiminde daha az doğalgaz kullanılması sayesinde ithal edilen gazın daha büyük bölümü yer altı depolama tesislerine yönlendirildi. LSEG verilerine göre Türkiye’nin 2026 yılında depolama tesislerine yaptığı gaz enjeksiyonları geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 18 arttı.
Bu gelişme, Avrupa’nın kış öncesinde doğalgaz stoklarını yeniden oluşturduğu bir dönemde bölgesel arz üzerindeki baskının hafiflemesine katkı sağladı.
Enerji Enstitüsü verilerine göre Avrupa’nın dördüncü büyük doğalgaz tüketicisi konumundaki Türkiye’de talebin gerilemesi, Avrupa genelinde doğalgaz tüketiminin azalması eğilimini de güçlendirdi.
Yakıt değişimi dikkat çekiyor
Reuters analizine göre Türkiye örneğini farklı kılan unsur, doğalgaz talebindeki düşüşün ekonomik yavaşlamadan değil, enerji üretiminde gerçekleşen yakıt değişiminden kaynaklanması oldu.
Elektrik üretimi yılın ilk beş ayında 140,88 TWh’den 142,44 TWh’ye yükselmesine rağmen, fosil yakıt kullanımı belirgin şekilde geriledi. Bu durum, artan elektrik talebinin büyük ölçüde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılandığını ortaya koydu.
Uzmanlara göre Türkiye’nin hidroelektrik öncülüğünde gerçekleştirdiği bu dönüşüm, hem enerji arz güvenliği hem de ithal doğalgaz bağımlılığının azaltılması açısından Avrupa’nın enerji dönüşümünde dikkatle izlenen örneklerden biri haline geliyor.