Connect with us

COP31 -Antalya

Önceki COP Kararları Ne Kadar Uygulandı ?

Yayınlandı

on

30 Yıllık COP Kararlarının Su Güvenliği Açısından Uygulama Bilançosu

Dursun Yıldız

Başkan
Su Politikaları Derneği (SPD)
2 Kasım 2026

1995 yılında Berlin’de başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP) süreci, otuz yılı aşkın sürede uluslararası iklim yönetişiminin kurumsal ve hukuki temelini oluşturmuştur. Kyoto Protocol (Kyoto Protokolü), Paris Agreement (Paris Anlaşması), Green Climate Fund (Yeşil İklim Fonu) ve Loss and Damage Fund (Kayıp ve Zarar Fonu) bu sürecin önemli kazanımlarıdır.

Ancak iklim kararlarının kurumsallaştırılması ile sahada ölçülebilir sonuçlar üretmesi arasında önemli bir implementation gap (uygulama açığı) bulunmaktadır.

Bu açık özellikle water security (su güvenliği) alanında belirgindir. İklim değişikliğinin etkileri büyük ölçüde su döngüsü üzerinden ortaya çıkmasına rağmen su güvenliği, küresel iklim müzakerelerinde henüz yeterince güçlü, bağımsız ve ölçülebilir bir uygulama gündemine dönüşmemiştir.

COP31 Antalya’nın Implementation COP (Uygulama COP’u) olarak farklılaşması, su güvenliği konusundaki taahhütlerin finanse edilmiş projelere, ölçülebilir hedeflere ve hesap verebilir uygulama mekanizmalarına dönüştürülmesine bağlıdır.

1. Önceki COP Kararları Ne Ölçüde Uygulandı?

Geçmiş COP toplantılarında  sağlanan ilerlemeler aşağıda verilmiştir;

  • COP3 Kyoto (1997): Kyoto Protokolü yürürlüğe girmiş, bağlayıcı emisyon azaltım yükümlülükleri ve piyasa mekanizmaları uygulanmıştır.
  • COP16 Cancún (2010): Green Climate Fund kurulmuş ve gelişmekte olan ülkelerde iklim projelerini finanse etmeye başlamıştır.
  • COP21 Paris (2015): Paris Anlaşması yürürlüğe girmiş; ülkeler Nationally Determined Contributions – NDCs (Ulusal Katkı Beyanları) aracılığıyla iklim politikalarını geliştirmiştir.
  • COP24 Katowice (2018): Paris Agreement Rulebook (Paris Anlaşması Uygulama Kuralları) ile ortak raporlama ve şeffaflık sistemleri geliştirilmiştir.
  • COP27 Şarm El-Şeyh (2022): Loss and Damage Fund kurulması kararlaştırılmış, sonraki COP’ta fonun işlerlik kazanmasına yönelik düzenlemeler kabul edilmiştir.
  • COP28 Dubai (2023): İlk Global Stocktake (Küresel Durum Değerlendirmesi) tamamlanmış; fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerjinin artırılması yönünde kararlar alınmıştır.
  • COP29 Bakü (2024): Gelişmekte olan ülkelere yönelik 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar ABD dolarlık yeni iklim finansmanı hedefi kabul edilmiştir.

Bunlar önemli kararlardır  Ancak bu  kararların kabul edilmesi, hedeflenen iklim sonuçlarına ulaşıldığı anlamına gelmemektedir.Alınan kararların uygulamaya geçirilmesi konusunda yetersiz kalınmıştır.

2. Su Güvenliği Açısından Temel Uygulama Açığı Var

İklim değişikliği; kuraklık, taşkın, yağış rejimlerinin değişmesi, yeraltı suyu baskısı, tarımsal üretim riskleri ve ekosistem kayıpları yoluyla su güvenliğini etkilemektedir.

Buna karşın küresel iklim uygulama sisteminde şu eksiklikler devam etmektedir:

  1. Su güvenliğine ayrılan iklim uyum finansmanı, ülkeler ve projeler arasında yeterince karşılaştırılabilir biçimde izlenememektedir.
  2. Su yatırımlarının iklim dayanıklılığına katkısı çoğu zaman ölçülebilir sonuç göstergeleriyle değerlendirilmemektedir.
  3. Sınıraşan nehir havzalarında ortak iklim uyum programları yeterli ölçekte yaygınlaşmamıştır.
  4. Water–Energy–Food–Ecosystems Nexus (Su–Enerji–Gıda–Ekosistemler Bağıntısı) yaklaşımı, iklim yatırım kararlarına sistematik olarak entegre edilememiştir.
  5. Kırılgan toplumların güvenli suya erişimi ile iklim finansmanı arasında daha güçlü bir bağlantıya ihtiyaç vardır.

Bu nedenle su güvenliğinin yalnızca iklim değişikliğinden etkilenen bir sektör olarak değil, iklim uyumunun başarısını belirleyen stratejik bir uygulama alanı olarak ele alınması gerekmektedir.

3. COP31 Antalya İçin Beş Öncelikli Politika Önerisi

1. Water Security Implementation Framework (Su Güvenliği Uygulama Çerçevesi)

Ülkelerin mevcut NDC (Ulusal Katkı Beyanı)  ve National Adaptation Plan – NAP (Ulusal Uyum Planı) süreçleriyle uyumlu, su güvenliği hedeflerini, sorumlu kurumları ve uygulama takvimlerini tanımlayan gönüllü bir çerçeve geliştirilmelidir.

2. Water Adaptation Finance Tracking (Su Uyum Finansmanının İzlenmesi)

İklim uyum finansmanının suyla ilişkili bölümü, mevcut uluslararası finansman raporlama sistemleriyle uyumlu ve çifte sayımı önleyecek şekilde izlenmelidir. Taahhüt edilen, sözleşmeye bağlanan ve fiilen kullandırılan kaynaklar ayrı raporlanmalıdır.

3. Transboundary Basin Climate Cooperation (Sınıraşan Havzalarda İklim İşbirliği)

Ortak hidrolojik veri paylaşımı, kuraklık ve taşkın erken uyarısı, ortak risk değerlendirmesi ve havza ölçeğinde uyum projeleri desteklenmelidir.

4. WEFE Nexus-Based Investments (WEFE Nexus Temelli Yatırımlar)

Su, enerji, gıda ve ekosistem hedefleri arasındaki karşılıklı etkiler; yatırım önceliklendirmesi, proje fizibilitesi ve iklim dayanıklılığı değerlendirmelerine dahil edilmelidir.

5. Measurable Water Security Outcomes (Ölçülebilir Su Güvenliği Sonuçları)

Su güvenliği projeleri yalnızca harcanan kaynak veya tamamlanan tesis sayısıyla değil; su hizmetlerinin sürekliliği, risk altındaki nüfus, kuraklık ve taşkın zararları, ekosistem durumu ve kırılgan grupların erişimi gibi göstergelerle değerlendirilmelidir.

4. COP31’in Uygulama Başarısı Nasıl Ölçülmeli?

COP31 sonrasında su güvenliği açısından aşağıdaki göstergelerin kamuya açık biçimde izlenmesi önerilmektedir:

  • Fiilen kullandırılan su odaklı iklim uyum finansmanı.
  • Finansmanı ve uygulama takvimi kesinleşmiş su güvenliği projelerinin sayısı.
  • İklim risklerine karşı dayanıklılığı artırılmış nüfus ve su hizmetleri.
  • Ortak iklim uyum mekanizması geliştiren sınıraşan havzalar.
  • WEFE Nexus değerlendirmesi uygulanmış yatırım programları.
  • Su güvenliği uygulamalarının bağımsız değerlendirmelerle doğrulanan sonuçları.

5. Sonuç ve COP31’e Çağrı

Otuz yılı aşkın COP süreci, küresel iklim yönetişiminin hukuki ve kurumsal altyapısını büyük ölçüde oluşturmuştur. Bundan sonraki temel ihtiyaç, mevcut taahhütlerin uygulanmasını hızlandırmak ve sonuçlarını şeffaf biçimde ölçerek paylaşmaktır.

Su güvenliği bu dönüşümün merkezinde yer almalıdır. Çünkü su güvenliğinde ilerleme sağlanmadan iklim uyumu, gıda güvenliği, enerji güvenliği, ekosistemlerin korunması ve iklim adaleti hedeflerine ulaşılması mümkün değildir.

Su Politikaları Derneği, COP31 Antalya’da su güvenliğinin ölçülebilir hedefler, erişilebilir finansman ve havza ölçeğinde işbirliği mekanizmalarıyla desteklenen bir uygulama önceliği haline getirilmesi çağrısında bulunmaktadır.

“From COP Decisions to Measurable Water Security Outcomes.”

COP Kararlarından Ölçülebilir Su Güvenliği Sonuçlarına.

“No Successful Climate Implementation Without Water Security.”

Water security must move from a fragmented sectoral concern to a measurable and integrated priority of global climate action

 Kaynaklar

  • UNFCCC (2015). Paris Agreement.
  • UNFCCC (2023). Decision 1/CMA.5, Outcome of the First Global Stocktake.
  • UNFCCC (2024). Decision 1/CMA.6, New Collective Quantified Goal on Climate Finance.
  • OECD (2026). Climate Finance Provided and Mobilised by Developed Countries.
  • UNEP (2025). Emissions Gap Report.
  • UNEP (2025). Adaptation Gap Report.
  • UNECE (2015). Reconciling Resource Uses in Transboundary Basins: Assessment of the Water-Food-Energy-Ecosystems Nexus.

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.