Yayınlandı
6 saat önceon
Yazar
Dursun Yıldız
30 Yıllık COP Kararlarının Su Güvenliği Açısından Uygulama Bilançosu
Dursun Yıldız
Başkan
Su Politikaları Derneği (SPD)
2 Kasım 2026
1995 yılında Berlin’de başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP) süreci, otuz yılı aşkın sürede uluslararası iklim yönetişiminin kurumsal ve hukuki temelini oluşturmuştur. Kyoto Protocol (Kyoto Protokolü), Paris Agreement (Paris Anlaşması), Green Climate Fund (Yeşil İklim Fonu) ve Loss and Damage Fund (Kayıp ve Zarar Fonu) bu sürecin önemli kazanımlarıdır.
Ancak iklim kararlarının kurumsallaştırılması ile sahada ölçülebilir sonuçlar üretmesi arasında önemli bir implementation gap (uygulama açığı) bulunmaktadır.
Bu açık özellikle water security (su güvenliği) alanında belirgindir. İklim değişikliğinin etkileri büyük ölçüde su döngüsü üzerinden ortaya çıkmasına rağmen su güvenliği, küresel iklim müzakerelerinde henüz yeterince güçlü, bağımsız ve ölçülebilir bir uygulama gündemine dönüşmemiştir.
COP31 Antalya’nın Implementation COP (Uygulama COP’u) olarak farklılaşması, su güvenliği konusundaki taahhütlerin finanse edilmiş projelere, ölçülebilir hedeflere ve hesap verebilir uygulama mekanizmalarına dönüştürülmesine bağlıdır.
1. Önceki COP Kararları Ne Ölçüde Uygulandı?
Geçmiş COP toplantılarında sağlanan ilerlemeler aşağıda verilmiştir;
Bunlar önemli kararlardır Ancak bu kararların kabul edilmesi, hedeflenen iklim sonuçlarına ulaşıldığı anlamına gelmemektedir.Alınan kararların uygulamaya geçirilmesi konusunda yetersiz kalınmıştır.
2. Su Güvenliği Açısından Temel Uygulama Açığı Var
İklim değişikliği; kuraklık, taşkın, yağış rejimlerinin değişmesi, yeraltı suyu baskısı, tarımsal üretim riskleri ve ekosistem kayıpları yoluyla su güvenliğini etkilemektedir.
Buna karşın küresel iklim uygulama sisteminde şu eksiklikler devam etmektedir:
Bu nedenle su güvenliğinin yalnızca iklim değişikliğinden etkilenen bir sektör olarak değil, iklim uyumunun başarısını belirleyen stratejik bir uygulama alanı olarak ele alınması gerekmektedir.
3. COP31 Antalya İçin Beş Öncelikli Politika Önerisi
1. Water Security Implementation Framework (Su Güvenliği Uygulama Çerçevesi)
Ülkelerin mevcut NDC (Ulusal Katkı Beyanı) ve National Adaptation Plan – NAP (Ulusal Uyum Planı) süreçleriyle uyumlu, su güvenliği hedeflerini, sorumlu kurumları ve uygulama takvimlerini tanımlayan gönüllü bir çerçeve geliştirilmelidir.
2. Water Adaptation Finance Tracking (Su Uyum Finansmanının İzlenmesi)
İklim uyum finansmanının suyla ilişkili bölümü, mevcut uluslararası finansman raporlama sistemleriyle uyumlu ve çifte sayımı önleyecek şekilde izlenmelidir. Taahhüt edilen, sözleşmeye bağlanan ve fiilen kullandırılan kaynaklar ayrı raporlanmalıdır.
3. Transboundary Basin Climate Cooperation (Sınıraşan Havzalarda İklim İşbirliği)
Ortak hidrolojik veri paylaşımı, kuraklık ve taşkın erken uyarısı, ortak risk değerlendirmesi ve havza ölçeğinde uyum projeleri desteklenmelidir.
4. WEFE Nexus-Based Investments (WEFE Nexus Temelli Yatırımlar)
Su, enerji, gıda ve ekosistem hedefleri arasındaki karşılıklı etkiler; yatırım önceliklendirmesi, proje fizibilitesi ve iklim dayanıklılığı değerlendirmelerine dahil edilmelidir.
5. Measurable Water Security Outcomes (Ölçülebilir Su Güvenliği Sonuçları)
Su güvenliği projeleri yalnızca harcanan kaynak veya tamamlanan tesis sayısıyla değil; su hizmetlerinin sürekliliği, risk altındaki nüfus, kuraklık ve taşkın zararları, ekosistem durumu ve kırılgan grupların erişimi gibi göstergelerle değerlendirilmelidir.
4. COP31’in Uygulama Başarısı Nasıl Ölçülmeli?
COP31 sonrasında su güvenliği açısından aşağıdaki göstergelerin kamuya açık biçimde izlenmesi önerilmektedir:
5. Sonuç ve COP31’e Çağrı
Otuz yılı aşkın COP süreci, küresel iklim yönetişiminin hukuki ve kurumsal altyapısını büyük ölçüde oluşturmuştur. Bundan sonraki temel ihtiyaç, mevcut taahhütlerin uygulanmasını hızlandırmak ve sonuçlarını şeffaf biçimde ölçerek paylaşmaktır.
Su güvenliği bu dönüşümün merkezinde yer almalıdır. Çünkü su güvenliğinde ilerleme sağlanmadan iklim uyumu, gıda güvenliği, enerji güvenliği, ekosistemlerin korunması ve iklim adaleti hedeflerine ulaşılması mümkün değildir.
Su Politikaları Derneği, COP31 Antalya’da su güvenliğinin ölçülebilir hedefler, erişilebilir finansman ve havza ölçeğinde işbirliği mekanizmalarıyla desteklenen bir uygulama önceliği haline getirilmesi çağrısında bulunmaktadır.
“From COP Decisions to Measurable Water Security Outcomes.”
COP Kararlarından Ölçülebilir Su Güvenliği Sonuçlarına.
“No Successful Climate Implementation Without Water Security.”
Water security must move from a fragmented sectoral concern to a measurable and integrated priority of global climate action
Kaynaklar
