Yayınlandı
7 saat önceon
Yazar
Dursun Yıldız
Dursun Yıldız
İnş Müh. Su Politikaları Uzmanı
SPD Başkanı
21 Nisan 2026
Su Politikaları Derneği olarak uzun zamandır göllerimizin kuruma nedenlerini sonuçları üzerinden değil, sebepleri üzerinden analiz eden raporlar yayınladık ve açıklamalar yaptık.Bu anlamda göllerimizin bütünleşik bir anlayışla havza ölçeğinde etkin bir su yönetimi ile korunabileceğini ileri sürdük.Artan iklim değişikliği etkisi , artan kirlilik ve verimsiz su kullanımı baskıları su kaynaklarımızı daha yoğun bir şekilde tehdit etmeyi sürdürmektedir.
Göllerimizi bütüncül havza yönetimi anlayışı ile koruyabiliriz.
Göllerimiz ve sulak alanlarımız öncelikli olarak korunması ve çok verimli kullanılması gereken su varlıklarımızdır. Ancak göllerimizin ve nehirlerimizin tekil olarak ele alınıp korunması mümkün olmadığı için bu konudaki iyi niyetli çabalar yetersiz kalmaktadır. Göllerimizin kuruması sonrasında ortaya çıkan duyarlılık ile yapılan açıklamalar incelendiğinde bunların genel durum tespiti ve birbirini tekrar eden genel doğrular olduğu görülmektedir. Kuruyan göllerimiz konusunda yerel kurum ve kuruluşlar ile konudan siyasi rant devşirmeye çalışan politikacılar tarafından yapılan açıklamaların büyük bir bölümü de bugüne kadar hazırlanmış planlarda ve raporlarda yer almaktadır. Ancak bu açıklamalardaki önerilerin uygulanabilmesi konusunda yeterli ilerleme sağlanamamaktadır.
Bu konuda ilerlemenin sağlanabilmesi konunun havza bütünü içinde ele alınmasına ve politik, yasal ve kurumsal olarak birçok radikal değişime bağlıdır. Ortaya çıkan sorunun kök nedeni havzada birbirini tamamlayan planlamaların ve politikaların olmayışıdır. Bir diğer deyişle, sorunun kök nedeni birçok alandaki plansızlığın , politikasızlığın,kurumsal koordinasyonsuzluğun bir araya gelmesidir. Bütünleşik havza yönetimi anlayışının uygulamaya konulmamasıdır.

Marmara Gölü Neden Kurudu?
Gediz Havzası’nda bulunan Marmara Gölü DSİ tarafından seddelenerek ve başka havzalardan su derive edilip tarımsal amaçlı olarak işletilen bir göldür. Bu göl son yıllarda kuraklık ve daha çok insan kaynaklı müdahaleler sonucu tamamen kurumuştur.
Marmara Gölü’nün kurumasında bölgesel kuraklık , yanlış su politikaları, Gördes Barajı, verimsiz tarımsal sulama gibi etkenlerin birleşmesi karşısında su yönetiminin yetersiz kalması rol oynamıştır.Marmara Gölü havzasında tarımsal arazi kullanımı son 10 yılda 1,5 kat artmıştır.Bu durum göl havzasında yeraltı suyundan yapılan aşırı çekimi artırarak gölü besleyen yeraltı akışının azalmasına neden olmuştur.
Gördes Barajı’nın yapılması gölü besleyen Akpınar kaynağını kurumuştur. 2012 yılından 2026 yılına kadar Gördes Barajı’nda doluluk oranı %5-%8 arasında kalmış ve barajdan Marmara Gölü’ne bırakılması planlanan çevresel su tahsisi de bırakılamamıştır. Ayrıca Marmara Gölü’ne çevredeki derelerin suyunu ve Demirköprü Barajı’ndan bırakılan suyu iletmek için 3 ayrı besleme kanalı yapılmıştır.Ancak son yıllarda havzada artan kuraklık ve aşırı su kullanımı nedeniyle göle su iletimi yapılamamıştır.
Marmara Gölü ve çevresinde tarımsal sulamalar, açılan yüzlerce su üretim kuyusu ile göl su kütlesinin de içinde yer aldığı alüvyon akiferden yapılmaktadır. Marmara Gölü’nün mevcut su durumunu etkileyen en önemli etken havza içerisinde ve göl çevresindeki tarım arazilerinden plansız ve kontrolsüz yapılan yeraltı suyu çekimleridir. Bu çekimler, göl suları ile gölü beslemek için planlanan Akpınar ve Kepekli kaynaklarının da kurumasına neden olmuştur.
Bu nedenle Marmara Gölü’nün kuruma nedeni su bütçesi dengesinin bozulması ve Su Yönetimi’nin havzada yetersiz kalmasıdır. Su yönetimi havzada aşırı tarımsal su çekimlerini, yeraltı su seviyesinin hızlı düşüşünü önleyememiş, çevresel su tahsisinin göle düzenli verilmesini sağlayamamış ve sulama suyunun daha verimli kullanılması ile etkin kuraklık yönetiminde yetersiz kalmıştır.
Marmara Gölü’nün bozulan su bütçesinin yeniden dengelenmesi için Gediz Nehri’nden Marmara Gölü’ne su aktarılması önerilmektedir.Bu aktarımın göl çevresindeki tarımsal çekimlerin devam etmesi durumunda 46.5 hm³/yıl, çekimlerin durdurulması durumunda ise 12.5 hm³/yıl olması planlanmıştır. Son olarak da 2026 yılının başında yapılan açıklamada Bozdağ’dan yılda 25 milyon m3 suyun Marmara gölüne yönlendirileceği ve projenin 2 yılda tamamlanacağı açıklandı.
Ancak Marmara Gölüne yeni projelerle su taşımadan önce göl havzasında etkin bir su yönetimine ihtiyacı vardır. Bu kapsamda Marmara Gölü çevresindeki tüm tarım arazilerin deki yeraltı sularından yapılan tarımsal su çekimleri kontrol altına alınmalıdır. 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla Gördes Barajı’nın %40’a ulaşan doluluk oranı su aktarımını olanaklı hale getirmiştir. Gördes Barajı’nın yapılmasıyla kuruyan Akpınar Kaynağı’nın Marmara Gölü’ne doğal olarak aktardığı 12 hm³/yıl su Gördes Barajı’ndan Marmara Gölü’ne bırakılmalıdır.

Göl havzasındaki insan etkileri azaltılmalıdır
Göllerimizin korunması ile ilgili resmi raporlarda, yapılacak olan çalışmaların göl havzası göz önüne alınarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bu kapsamda öncelikle göllerimizi havzaları ile birlikte insan etkilerinden ve ekolojik fizibilitesi olmayan baraj,gölet projelerinden korumamız gerekmektedir. . Bu tedbirlerin öncelikli adımı kuruyan göllere su taşımak değil, göllerin kendi doğal dengesini engelleyen koşulları ortadan kaldırmaktır. Bu olumsuz koşullar sürerken göle başka havzalardan su taşımak sorunun çözümünden daha çok ötelenmesine neden olacaktır.
Marmara Gölü’nün kuruması aslında sadece olumsuz iklimsel koşulların bir sonucu değil, aynı zamanda su kullanım ve su yönetim politikası sonucunda ortaya çıkan bir su yönetimi sorunu olarak ele alınmalıdır. Göllerimizin kurumasına yönelik alınacak önlemler konusunda birçok kurum ve bakanlık sorumludur. Ancak göl havza yönetiminin hangi kuruluş tarafından koordinasyon içinde yapılacağı belirsizdir. Çünkü ülkemizde nehir ve göl havzası yönetimi konusunda havza ölçeğinde etkin bir kurumsal yapı yoktur. Sonuç olarak: Marmara Gölü ve diğer göllerimizin karşılaşmakta olduğu sorunların çözümü için havza ölçeğindeki planları radikal bir şekilde uygulayabilecek bir kurumsal yapıya ve havza yönetimi anlayışına ihtiyaç vardır.

