Son haftalarda yurt genelinde yağışlı günlerin sayısı hayli fazla. Peki kuraklık tehdidi bitti mi? Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, bu sorunun yanıtını şöyle verdi:
“2025 yılında Karadeniz hariç ülkenin büyük bölümünde şiddetli ve çok şiddetli kuraklık yaşandı. Daha sonra yeni su yılının başında sonbahar yağışları da istenilen seviyede düşmedi. Ankara ve İzmir başta olmak üzere bazı illerimizde içme suyu arzında krizin oluşmaması için barajların ölü hacmindeki sular çekilerek kentlere verilmeye başlanmıştı. Göletlerde tarımsal sulama için yeterli su birikmemişti. Ancak ocak ayının sonunda ve özellikle şubat ayında gelen ve aşırı, şiddetli ve bazı bölgelerde hâlâ süren yağışlar barajlarda ve göletlerdeki su miktarlarını artırdı. Bu da tamamen boşalmış olan bazı barajlara can suyu oldu. Ancak Doğu ve Güneydoğu Anadolu hariç diğer bölgelerimizde yağışlar genellikle kar olarak değil, yağmur olarak düştü. Bunun yanı sıra fırtına ve hortum gibi olağanüstü meteorolojik olaylar da birlikte yaşandı. Bu durum özellikle İzmir, Antalya gibi bazı sahil kentlerimizde can kaybına neden olan kent selleri oluşturdu. Bu kez iklim değişikliğinin aşırı yağış etkisine karşı kentlerimizin dirençsiz olduğu ortaya çıktı.”
“TAMAMEN SONA ERMİŞ DEĞİL”
Dursun Yıldız, 2025 yılında yaşanan kuraklığın sinsi bir afet olarak ülkemizi tehdit ettiğini söyledi: “Bazı bölgelere kar olarak düşen yağışlar toprak nemini ve yeraltı suyunun beslenmesini de artırdı. Bu, sadece kısa vadeli meteorolojik ölçümlere dayanan bir iyileşmedir; tek başına tüm kuraklığın sona erdiği anlamına gelmez. Baraj doluluk oranları artıyor ama seviyeler tüm bölgelerde normal işletme seviyelerine ulaşmış değil. Bu konudaki iyileşmeyi ilkbahar yağışları gösterecek. Son yağışların etkisini değerlendirirken, bu yağışların kısa vadeli meteorolojik kuraklığı birçok yerde azalttığını söyleyebiliriz. Ancak hidrolojik kuraklık tamamen sona ermiş değil ve tarımsal – uzun dönemli bölgesel kuraklık riski de sürüyor. Bu nedenle ‘kuraklık sona erdi’ demek için bahar yağışları ile birlikte tüm su göstergelerinde sürdürülebilir bir toparlanma görmemiz gerekir.”