Connect with us

Yapay Zeka ve Su

Yapay zekanın su ayak izine dikkat!

Yayınlandı

on

5 Kasım 2026

Su Politikaları Derneği Başkanı İnşaat Mühendisi Dursun Yıldız, yeni bir çalışmanın yapay zekâ sektörünün yıllık su kullanımının, dünya genelinde her yıl tüketilen yaklaşık 450 milyar litrelik şişelenmiş su miktarını aştığını gösterdiğini ifade etti. Yıldız, “Yakın zamanda yayımlanan ‘Veri merkezlerinin karbon ve su ayak izleri ve bunun yapay zekâ için ne anlama gelebileceği’ başlıklı çalışmanın ardından, yapay zekâ patlamasının çevresel maliyeti yeniden mercek altına alındı. Hollandalı akademisyen Alex de Vries-Gao liderliğinde yürütülen bu çalışma, sektörün su tüketiminin artık küresel çapta tüketilen toplam şişelenmiş su hacmini aştığını ortaya koyuyor. Araştırma, büyük dil modellerini ve üretken yapay zekâ araçlarını çalıştırmak için gereken devasa veri merkezlerinin, yüksek performanslı sunucuları soğutmak amacıyla çok büyük miktarlarda su kullandığını gösteriyor.” dedi. Türkiye’nin dijital ayak izi konusunda yapması gerekenlere ilişkin, şunları söyledi: “Veri merkezlerinin su talepleri, havza yönetim planları, sektörel su tahsis planları ve kuraklık yönetim planlarında açıkça tanımlanmalıdır. Kuraklık dönemleri için kullanım öncelikleri ve kısıntı koşulları önceden belirlenmelidir. Türkiye’de Ulusal Dijital Su Ayak İzi Envanteri hazırlanmasını, veri merkezleri için su verimliliği standartları geliştirilmesini ve dijital altyapı yatırımlarının havza bazlı su güvenliği değerlendirmesine tabi tutulmasını önermektedir.”

• Yapay zekanın su kullanımına ilişkin neler var çalışmada?

Yapay zekânın su tüketimi sadece veri merkezindeki sunucuların doğrudan soğutulmasından kaynaklanmıyor; asıl büyük harcama bu merkezlerin tükettiği elektriği üreten güç santrallerinin dolaylı su tüketiminden kaynaklanıyor. Rapora göre, yapay zekâ sektörünün yıllık su kullanımı, dünya nüfusunun her yıl tükettiği yaklaşık 450 milyar litrelik şişelenmiş su miktarını aşan bir seviyeye ulaştı. Bu artış; yapay zekâ geliştirme süreçlerinin eğitim ve çıkarım (inference) aşamalarında yoğun ısı üreten bazı gelişmiş çiplerin termal gereksinimlerine bağlanıyor. Donanım arızalarını önlemek amacıyla veri merkezleri, çoğu yerel belediye şebekesinden veya su stresi altındaki yeraltı su kaynaklarından beslenen buharlaştırmalı soğutma sistemlerine ya da sıvı soğutma döngülerine başvuruyor.

“ŞEFFAFLIK AÇIĞI”

 • Bu çalışmada en dikkat çekici noktalar neler?

 Çalışma, teknoloji devlerinin bu kaynakları yönetme biçimine ilişkin giderek büyüyen bir “şeffaflık açığına” dikkat çekiyor. Microsoft, Google ve Meta gibi şirketler 2030 yılına kadar “su pozitif” olma taahhüdünde bulunmuş olsalar da yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte gerçek tüketim verileri keskin bir artış gösterdi. Örneğin, bir sohbet robotuyla gerçekleştirilen tek bir etkileşim ((yaklaşık 20-50 soru-cevap), sunucunun konumuna ve o anki yerel sıcaklığa bağlı olarak, veri merkezi düzeyindeki buharlaşma süreciyle 500 mililitre suya eşdeğer bir tüketime yol açabiliyor.

 • Alt yapı bu durumdan nasıl etkileniyor?

Jeopolitik ve yerel altyapı, giderek daha fazla bu krizin merkezinde yer alıyor. Pek çok veri merkezi, halihazırda su kıtlığıyla karşı karşıya olan bölgelerde bulunuyor, bu durum da yerel topluluklar ile tarım sektörü arasında gerilimlere yol açıyor. Araştırmalar, donanım verimliliğinde köklü bir değişim yaşanmadığı veya buharlaşmaya dayanmayan kapalı devre soğutma sistemlerine geçilmediği takdirde, sektörün su ayak izinin katlanarak büyümeye devam edeceğini gösteriyor.

 • Raporda, yapay zekanın kullandığı ciddi bir su olduğu ve bu soruna karşı çözüm yollarının bulunmasının zorunlu olduğu belirtiliyor. Yoksa bazı bölgelerde su sıkıntısının yaşanabileceğinden söz ediliyor. Çözüm yolları konusunda neler sunuluyor?

 Bu konuda yapılan son araştırmalar, büyük veri merkezlerinin kullandıkları su miktarı kadar kuruldukları bölgenin su potansiyelinin de çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu büyük veri sistemlerinin kapasitesi arttıkça o bölgede kullanılan suya ortak olmaya başlıyorlar. Bu da sektörel su kullanımları konusunda yapılan planların dengesini bozuyor. Bunun için veri merkezlerinin su ayak izinin azaltılması çalışmaları hızlandı. Bu kapsamda sıvı/daldırma soğutma ve kapalı döngü sistemleri, yenilenebilir enerji kullanımı (rüzgar, güneş, hidroelektrik), stratejik veri merkezlerinin soğuk iklimlerde kurulması, su kullanımının şeffaf raporlanması ve su kullanım verimliliğinin ölçümü , enerji ve işlem optimizasyonu; daha verimli algoritmaların geliştirilmesi gibi çözümler üzerinde çalışılıyor. Ayrıca dünya genelindeki düzenleyici kurumlar yapay zekâya yönelik çevresel raporlama standartlarını hazırlamaya başlarken, uzmanlar “karbon ayak izi”nin artık sürdürülebilirlik açısından tek ölçüt olmadığını savunuyor. Dijital zekanın “su ayak izi”, günümüzdeki yapay zeka gelişim sürecinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini belirlemede artık kritik bir faktör haline gelmiştir.

• Su Politikaları Derneği olarak Türkiye için dijital su ayak izi konusunda acil alınması gereken çözüm önerileriniz nedir?

Türkiye’de su güvenliği tartışmaları ağırlıklı olarak tarımsal sulama, kentsel su tüketimi, sanayi ve iklim değişikliği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak hızla büyüyen dijital ekonomi, yapay zekâ sistemleri, veri merkezleri ve bulut bilişim altyapıları yeni bir su talebi oluşturmaktadır.Türkiye açısından sorun yalnızca dijital sektörün toplam su tüketiminin artması değildir. Asıl risk, su stresi yaşayan havzalarda yeni ve yoğun bir su talebinin ortaya çıkması ve bunun mevcut su tahsis planlarında yeterince görünür olmamasıdır. Türkiye’nin 2026–2035 Ulusal Su Planı kapsamında dijital teknolojilerle su yönetimini geliştirmesi önemli bir adımdır. Ancak dijitalleşmenin kendisinin oluşturduğu su talebinin de aynı planlama yaklaşımına dahil edilmesi gerekmektedir. Veri merkezlerinin su talepleri, havza yönetim planları, sektörel su tahsis planları ve kuraklık yönetim planlarında açıkça tanımlanmalıdır. Kuraklık dönemleri için kullanım öncelikleri ve kısıntı koşulları önceden belirlenmelidir. Su Politikaları Derneği, Türkiye’de Ulusal Dijital Su Ayak İzi Envanteri hazırlanmasını, veri merkezleri için su verimliliği standartları geliştirilmesini ve dijital altyapı yatırımlarının havza bazlı su güvenliği değerlendirmesine tabi tutulmasını önermektedir.

Kaynak: https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/11/5-kasim-baskent-gazetesi.pdf

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.