Yayınlandı
7 saat önceon
Yazar
admin
İklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma konularında kamu, akademi,sivil toplum uluslararası kuruluşlar ve iş dünyasını bir araya getiren Erciyes Zirvesi-1 sona erdi. ‘İklim, Su, Gıda ve Güvenlik’ temasıyla düzenlenen zirvede, küresel risklere karşı ortak çözüm arayışları ve iş birliği imkânları değerlendirildi. Zirvedeki panelde konuşma yapan SPD Hidropolitik Akademi Merkezi Direktörü Dursun Yıldız iklim değişikliği etkisi nedeniyle sınıraşan su anlaşmalarının revize edilmesi gerektiğini ve sınıraşan su yönetiminde paradigmanın değişmesi gerektiğini belirtti.

21.06.2026
AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonunda, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, iklim değişikliği, su güvenliği, gıda arzı ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları çok boyutlu olarak ele alındı. Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, FAO, Dünya Gıda Programı (WFP), üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu kurumlarından uzmanların katıldığı organizasyon, ulusal ve uluslararası düzeyde bilgi paylaşımına katkı sundu.

Zirvede öne çıkan ortak mesaj, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, ekonomik kalkınma, toplumsal istikrar, gıda arzı ve ulusal güvenliği doğrudan etkileyen stratejik bir konu olarak değerlendirilmesi gerektiği oldu. Katılımcılar, artan küresel risklere karşı dirençli üretim sistemlerinin kurulması, su kaynaklarının etkin yönetimi, sınıraşan su yönetiminde paradigma değişimi, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması ve sürdürülebilir kalkınma politikalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Kapanış konuşmasında değerlendirmelerde bulunan Hulusi Akar, iklim değişikliği, su yönetimi ve gıda güvenliği konularının toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirterek, bu alanlarda bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Akar, tasarruf kültürü, israfın önlenmesi ve kaynaklara saygı anlayışının korunmasının önemine vurgu yaptı.
UZMANLAR 4 PANELDE BULUŞTU
Türkiye’nin iklim, su ve gıda gündemine yön veren isimleri bir araya getiren zirvede, alanında uzman ulusal ve uluslararası katılımcılar görüşlerini dört ayrı panelde paylaştı. İklim değişikliğinin jeopolitik etkilerinden gıda güvenliğine, su yönetiminden sürdürülebilir kalkınma politikalarına kadar birçok konu farklı perspektiflerden değerlendirildi.
“İklim Değişikliği ve Jeopolitik” panelinde iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve su kaynakları üzerindeki etkileri ele alınırken, “Gıda Güvenliği” panelinde gıdanın ekonomik, sosyal ve stratejik boyutları masaya yatırıldı. “İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi” panelinde su güvenliğinde mevcut ve potansiyel riskler ile çözüm önerileri tartışıldı. Ayşe Böhürler’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Kalkınma” panelinde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim politikaları ve çevresel yönetişim konuları değerlendirildi.

Su Politikaları Derneği Başkanı Yıldız: Sınıraşan Su Yönetiminde paradigma değişiyor !
Su Politikaları Derneği zirvenin düzenlenmesine katkıda bulunan kuruluşlar arasında yer aldı. Su Politikaları Derneği Başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız Zirvenin İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi panelinde konuştu.İklim değişikliğinin Sınıraşan Su Yönetimi üzerine etkileri “ konulu bir konuşma yapan Dursun Yıldız 20nci Yüzyılın sınıraşan su yönetimi yaklaşımı ile 21. Yüzyılın yaklaşımı arasında önemli farklar oluştuğunu belirtti.
Programın aşırı derecede sarkması ve moderatör tarafından panelistlerin sunum süresinin 5 dakika ile sınırlandırılması nedeniyle Dursun Yıldız hazırladığı sunumdan vazgeçerek sunumunun ana fikrini 5 dakika içinde özetledi.
21. Yüzyılın sınıraşan su politikalarını belirleyecek olan hatta belirlemeye başlayan üç etkenin belirsizlik (uncertainty),Su-Enerji-Gıda-Çevre bağlantılı politikalar (WEFE Nexus) ve ,Uyarlanabilir Su Yönetimi ( Adaptive Water Management) olacağını belirten Yıldız sözlerine şöyle devam etti;
20. yüzyılda yapılan sınıraşan su anlaşmaları iklim değişikliği etkisini dikkate almadı. Ancak bu durum Türkiye’nin 1987 yılında Suriye’ye bırakmayı taahhüt ettiği aylık ortalama 500 m3/s lik su konusunun değerlendirilmesinde DSİ Genel Müdürlüğü tarafından gündeme getirilmişti. O dönemde “ Doğal Hidrolojik Koşulların değişkenliği prensibinin “ anlaşma içinde yer alması gerektiği önerilmişti. Yıllar sonra BM’nin ilgili kurumları tarafından yayınlanan el kitaplarında ve raporlarda “Sınır aşan su anlaşmalarında iklim değişikliği nedeniyle su tahsisi” konusunun yeniden ele alınması gerektiği yer aldı. Son olarak UNECE, bu konuda 2021 ve 2023 yıllarında iki kapsamlı rapor yayımladı.Water and Climate Change Adaptation in Transboundary Basins , Handbook on Water Allocation in a Transboundary Context. Bu raporlarda, su yönetiminde belirsizlikten ve adaptasyondan söz edilmekte ve daha önce yapılan ve yeni yapılacak sınıraşan su anlaşmalarında iklim değişikliği etkisi dikkate alınarak önceki anlaşmaların revize edilmesi önerilmektedir.

Dünyada 21 yüzyılın başından beri iklimin,uluslararası sistemin ve güvenlik anlayışının hızla değiştiğini dile getiren Dursun Yıldız, “bu değişiklikler sınıraşan su yönetimini de etkiledi. Savaşlar bazı bölgelerde gıda güvencesinin sağlanmasını riske attı.İklim değişikliği etkisi arttı. Bu nedenle, sınıraşan su yönetiminde artık suyun hacim olarak paylaşımından daha çok suyun yaratacağı faydaların paylaşımı ve Su-Enerji-Gıda ve Çevre sektörlerini birlikte ele alarak işbirliği yaklaşımı öne çıkmaya başladı. Barış ve istikrar için bunun yaygınlaşma gerekli ” ifadelerini kullandı. Dursun Yıldız açıklamalarını şöyle sürdürdü;
İklim değişikliği etkisi altında ülkelerin su güvenliğinin sağlanması önemli. Bu konuda en çok sorulan soru Su Savaşı çıkar mı ? sorusudur. 21 yüzyılda su konusunda ülkeler arasında gerilimler yaşanacak. Ancak sınıraşan su yönetimi paradigmasında değişimin sürmesi bu gerilimleri azaltacak. Su savaşı ise genellikle doğrudan su paylaşımı için çıkmaz. Bölgedışı güçlerin su sıkıntısı yaşanan bölgelerdeki hakimiyetlerinin devamı için su araç olarak kullanılır ve çatışma çıkarılabilir. Ancak bu çatışmalar ve gerilimler, ülkeler arasından daha çok iklim değişikliği etkisi altında su sıkıntısı yaşayan ülkelerin eyaletleri ve kentleri arasında yaşanacaktır. Bu nedenle uluslararası gerilimlerin yanı sıra ülkelerin içindeki gerilimlere de bakılmalıdır.Örneğin ülkemizde 2024 yılında Manisa sınırları içinde İzmir’e tahsis edilen su tahsisinin kaldırılması talebi dikkat çekicidir. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkisi artacaktır. Bu durum ve diğer baskılar , değişen koşulları dikkate alarak sınıraşan su havzalarında su yönetimi paradigmasının değişmesini gerekli kılmaktadır. Bu değişmediği ölçüde, iklim değişikliği etkisi ülke içinde ve ülkeler arasında su tahsislerini zorlayacak ve gerilimi artıracaktır.
Zirve sonunda, akademi, kamu, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen görüş ve öneriler kamuoyuyla paylaşılırken, küresel sorunlara karşı ortak çözüm arayışlarının güçlendirilmesi ve yeni iş birliği imkânlarının geliştirilmesi yönünde ortak irade ortaya konuldu.
Zirve sonunda ortaya konan ortak görüş, iklim değişikliği, su güvenliği ve gıda arzı konularında ulusal ve uluslararası iş birliklerinin artırılması gerektiği yönünde oldu.
