Connect with us

Yapay Zeka ve Su Yönetimi

Yapay zekâ  su konusunda insan haklarını gözetir mi?

Yayınlandı

on

Dursun Yıldız

Su Politikaları Derneği Başkanı  

18 Ekim 2026

Su,  yaşamsal olması,talebinin sürekli olması ve yerine başka bir kaynağın ikame edilememesi gibi nedenlerle vazgeçilmez, temel bir insan hakkıdır. Buna rağmen, sosyoekonomik eşitsizlikler, iklim değişikliği ve hızlı kentleşme nedeniyle dünya genelinde milyonlarca insan temiz suya erişimde ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Su yönetimine yapay zekânın entegre edilmesi, su dağıtım sistemlerinin verimliliğini ve etkinliğini artırmak için umut verici fırsatlar sunmaktadır. Ancak bu durum, özellikle suya adil erişim ve insan haklarının gözetilmesi konularında kritik etik hususları da beraberinde getirmektedir. Sosyal devlet anlayışının su yönetimi; yoksul ve savunmasız kesimlere ve dezavantajlı  topluluklara öncelik verir. Oysa yapay zekâ destekli su yönetimi, istemeden de olsa başka alanlara öncelik vererek su güvenliği konusundaki eşitsizlikleri derinleştirebilme riski taşıyabilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “su ve sanitasyon hakkı” diğer insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan temel bir insan hakkı olarak açıkça tanınmıştır. Bu tanıma, su yönetimi uygulamalarında yapay zekâ kullanımına dair etik yaklaşımları şekillendirmelidir.

Dünyada özellikle çarpık kentleşen ve nüfusları hızla artan büyük kentlerde su adaleti ve yeterli, kaliteli suya erişim konusundaki eşitsizlikler de artmaktadır.Dünya Sağlık Örgütü ve BM raporları, iki milyardan fazla insanın güvenli bir şekilde yönetilen içme suyu hizmetlerine erişimden yoksun olduğuna dikkat çekmektedir. Yapay zeka teknolojileri; öngörücü analitik, akıllı sayaç sistemleri ve gerçek zamanlı izleme yöntemleri aracılığıyla su kaynakları yönetimini optimize edebilir; böylece suya erişimi ve su dağıtımını iyileştirebilir.

Sınıfsal eşitsizlik sorunu

Ancak suya erişimdeki eşitsizlik, yalnızca coğrafi veya teknik bir sorun değil, aynı zamanda belirgin bir sınıfsal eşitsizlik meselesidir.Bu nedenle su yoksulluğu yalnızca “yeterli suyun bulunmaması” değil, insanların gelirleri, yaşadıkları yer ve altyapıya erişim olanakları nedeniyle güvenli suya ulaşamaması olarak da ele alınmalıdır.

 İklim değişikliği ve kuraklık dönemlerinde bu eşitsizlik daha görünür hale gelir: su kıtlığı herkesi etkiler, ancak bu maliyet toplumun farklı kesimleri arasında eşit biçimde dağılmaz. Bu açıdan su adaleti, suyun yalnızca ekonomik bir kaynak olarak değil, temel bir insan hakkı ve sosyal politika konusu olarak yönetilmesini gerektirir.

Megakentlerde su adaleti için suyu,  herkesin eşit koşullarda yararlanması gereken temel bir kentsel hizmet ve insan hakkı olarak görmeliyiz.Çünkü büyük kentlerde sorun çoğu zaman yalnızca suyun fiziksel kıtlığı değildir; kimin güvenli suya, hangi kalitede, ne kadar kesintisiz ve hangi maliyetle ulaşabildiğidir. BM raporlarında çarpık,plansız ve  hızlı kentleşmeyle birlikte su  geriliminin  eşitsizlikle giderek daha fazla iç içe geçtiği belirtilmektedir.

Dezavantajlı  topluluklar sıklıkla, yapay zekâ alanındaki gelişmelerden yararlanma becerilerini kısıtlayabilen ve yoksunluk döngülerini sürdüren dijital uçurumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu  eşitsizliklerin pekiştirilmesini önlemek için , dijital teknolojilerin hayata geçirilmesinde etik hususlar esas alınmalıdır.

Yapay zekâdan yararlanmanın etik boyutu

Ayrıca, yapay zekânın veriye dayalı yapısı, gizlilik ve veri güvenliği konularında endişelere yol açmaktadır. Su yönetimini optimize etmek amacıyla büyük miktarda verinin toplanması ve kullanılması süreçlerinde; şeffaflık, rıza ve kötüye kullanıma karşı koruma ilkelerine riayet edilmelidir. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde (Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi, 2018) vurgulandığı üzere, veri işleme uygulamaları bireylerin hak ve özgürlüklerini ön planda tutmalı; böylece veriye dayalı su yönetiminin kullanıcı gizliliğine ve rızasına saygı göstermesi sağlanmalıdır. Dahası, AB Yapay Zeka Yasası, “risk temelli bir yaklaşım”a dayalı bir sınıflandırma sistemi çerçevesinde yapay zeka sistemlerinin kullanımı ve sunulmasına ilişkin ortak bir düzenleme oluşturmuştur.

İnsanların güvenliği ve temel haklarıyla ilgili risklere bağlı olarak, yapay zekâ sistemlerinin gelişmesi kontrol altına alınabilir, veya  kullanımı bazı  yükümlülüklere tabi tutulabilir. Sınırlı risk taşısa bile şeffaflıktan yoksun olan yapay zekâ sistemleri dahi, bilgi ve şeffaflık gerekliliklerine tabi olacaktır (Avrupa Komisyonu, 2024). Kritik altyapı alanlarında veya temel hizmetlere erişim konusunda karar alma süreçlerini içeren yapay zekâ uygulamaları, yüksek riskli sistemler olarak sınıflandırılabilir. Bu nedenle söz konusu sistemler; risk yönetimi, veri yönetişimi ve kalitesi, kayıt altına alma ve üçüncü taraf uygunluk değerlendirmelerini içeren denetim gerekliliklerine tabi olabilir. Su yönetiminde yapay zekâdan yararlanmanın etik boyutu, yalnızca verimlilik kazanımlarının ötesine uzanmaktadır. Tüm bireylerin suya erişim hakkının korunmasını sağlamak adına, yapay zekâ uygulamaları kapsayıcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütülmelidir. Bu süreç; çeşitli toplulukların ihtiyaç ve bakış açılarının dikkate alınmasını, yapay zekâ algoritmalarının doğasında var olabilecek potansiyel önyargıların hafifletilmesini ve karar alma süreci boyunca paydaşların anlamlı bir şekilde sürece dahil edilmesini gerektirir.

Yapay zekâ kendiliğinden su hakkını ve su adaletini gözetmez

Yapay zekâ , su kaynaklarının daha verimli, şeffaf ve adil yönetilmesi için önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak yapay zekâ kendiliğinden su hakkını ve su adaletini gözetmez. Bu, kullanılan verilerin niteliğine, algoritmaların tasarımına ve su yönetimindeki politik tercihlere bağlıdır.

Yapay zekâ destekli su yönetimi sistemleri yalnızca ekonomik verimlilik ve maliyet optimizasyonunu esas alırsa, düşük gelirli kesimlerin, kırsal toplulukların ve kırılgan grupların suya erişimindeki eşitsizliklerini derinleştirebilir.

Bu nedenle su yönetiminde yapay zekâ uygulamaları; Su Hakkı ilkesini temel almalı,su adaleti ve toplumsal eşitliği gözetmeli, algoritmik şeffaflık, kamu denetimi ve hesap verebilirlik sağlamalı, su tahsisinde dezavantajlı grupları korumalıdır.

Suya erişim hakkı temel bir insan hakkıdır. Buna karşılık su kullanım hakları, su kaynaklarını kullanmak, bu kaynaklardan su çekmek veya yararlanmak için hukuken tanınan yetkilerdir. Bu ayrımın su politikaları bakımından en önemli sonucu şudur: Water Rights (Su Kullanım Hakları), Right to Water (Suya Erişim Hakkı) gözetilerek düzenlenmelidir. Başka bir ifadeyle, suyun hukuken tahsis edilmiş olması, bu tahsisin her koşulda sosyal açıdan adil olduğu anlamına gelmez.

Yapay zekâ destekli bir su tahsis sistemi mevcut Water Rights düzenini teknik olarak optimize edebilir; ancak bu optimizasyonun Right to Water ilkesini kendiliğinden koruyacağı söylenemez.

Sonuç olarak, yapay zekâ su yönetimini daha akıllı hale getirebilir. Ancak onu daha adil hale getirmek, teknolojinin değil, insanın ,sosyal devlet anlayışının ve kamu politikalarının sorumluluğudur.

Su yönetiminde yapay zekânın başarısı yalnızca ne kadar su tasarrufu sağladığıyla değil, suya erişimdeki adaletsizliği ne kadar azalttığıyla da ölçülmelidir.

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.