Connect with us

Şehir Selleri

PLANSIZ KENTLEŞME HASARI BÜYÜTTÜ

Yayınlandı

on

GÜNDEM

Cuma 16 Ekim 2026 02:39

Başakşehir, Eyüpsultan ve Sarıyer başta olmak üzere İstanbul’da derelerin taşmasıyla büyük çaplı hasara neden olan ve Valiliğin açıklamasına göre şu ana kadar 3 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketi, plansız kentleşme ve altyapı sorunlarını yeniden gündeme getirdi. Kente düşen yağışın son 84 yılın en şiddetlisi olduğunu belirten Su Politikaları Başkanı Dursun Yıldız, felaketin boyutunun sadece meteorolojik etkenlerle açıklanamayacağını; plansız kentleşmenin, betonlaşmanın ve taşkın yataklarının imara açılmasının tahribatı katladığı uyarısında bulundu.

Plansız kentleşme hasarı büyüttü

Hakan ÖZBAY 

İstanbul’da Anadolu ve Avrupa yakasında etkili olan, Ayazağa, Kâğıthane ve Alibey derelerinin taşmasıyla yolların ayrılmasına ve su baskınlarına yol açan şiddetli yağış, kentin altyapı ile kentleşme politikalarını yeniden gündeme getirdi. Konuya ilişkin Analiz Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Su Politikaları Başkanı Dursun Yıldız, yaşanan felaketin arkasındaki yapısal sorunlara ve alınması gereken acil önlemlere dikkat çekti. 

HASARIN TEK SEBEBİ METEOROLOJİK DEĞİL

İstanbul’un aldığı yağışın meteorolojik olarak güçlü bir yağış olduğunu ancak hasarın büyüklüğünün yalnızca bununla açıklanamayacağını belirten Yıldız, “Şiddetli ve kısa süreli kentlere düşen yağışların betonlaşma nedeniyle caddelerde, yollarda çok şiddetli şehir sellerine dönüşmesini görmüştük. Ancak İstanbul’da ortaya çıkarttığı hasarın tek sebebi bu yağışın meteorolojik olarak bu kadar güçlü olması değil. İstanbul’un bugüne kadar çarpık kentleşmesi ve rantsal bir anlayışa yönelik imar planı değişikliklerinin İstanbul’da gerçekleşmesi diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Kentteki aşırı betonlaşma nedeniyle kot altındaki zemin katların suyla dolduğuna işaret eden Yıldız, taşkını sönümleyecek yeşil alanların bırakılmamasının felaketin etkisini artırdığını vurguladı. 

TAŞKIN ALANLARI İMARA AÇILDI, YOLLAR VE DERELER BİRLEŞTİ

Özellikle derelerin bulunduğu bölgelerdeki imar uygulamalarını eleştiren Yıldız, şunları kaydetti: “Dere taşarsa nereye taşar? Taşkın alanına taşar. Ama taşkın alanı yoksa, taştığı yerde hem taşkın alanı imara açıldıysa taştığı yerde daha fazla zarar verir, can ve mal kaybına sebep olur. İstanbul’da da özellikle derelerin olduğu bölgelerde böyle bir hasar ve büyük bir hasar olarak oluştu. Yani dereyle yollar Ayazağa’da birleşti.” 

YENİ NORMALLERE HAZIRLANMAK ZORUNDAYIZ

İklim krizinin getirdiği değişimlere değinerek 2025’in son 60 yılın en kurak, 2026’nın ise en yağışlı yılı olarak kayıtlara geçtiğini hatırlatan Yıldız, “Şu anda da İstanbul’da son 84 yılın en yağışlı gününü yaşadık. O zaman bu bizi artık yeni normallere hazırlık yapmaya zorluyor. Nedir yeni normal? Ekstremlerin normalinden bahsediyorum. Artık geçmişteki hidrolojik hesaplarla aşırı yağışı, şiddeti ve süresi geçmişten daha farklı olan bir yağışı kontrol etmek imkansızlaştı” dedi. Yıldız, bu tehdit karşısında bütünleşik bir taşkın yönetim planına geçilmesinin ve taşkın yataklarının imara açılmasının kesinlikle reddedilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. 

KÖPRÜLER ENGELLEYİCİ BENT GİBİ ÇALIŞMAMALI

Alınacak yapısal önlemlerin yanı sıra taşkın sırasındaki operasyonel yönetim hatalarına da dikkat çeken Yıldız, derelerdeki köprü ve menfez tıkanmalarının yarattığı tehlikeyi şu sözlerle özetledi: “Siz ne kadar yağmur sularını taşıyacak kanalları, nehirleri ıslah ederseniz edin kent içerisindeki dereleri; köprülerde eğer yukarıdan gelen kütükler, diğer katı maddeler, masa, sandalye, bütün bu selin taşıdığı maddeler köprülere yığılıp kalıyorsa, yaptığınız o genişletme çabalarının hiçbiri hiçbir işe yaramıyor demektir. Taşkın esnasında bu köprüler engelleyici bent gibi çalışmamalı.” Yıldız son olarak, yağmur sularının yönetimindeki yetki karmaşasının giderilmesi gerektiğini ve yasal, idari ve yapısal önlemlerin bir bütün halinde alınmasına ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi. 

YAĞMUR SUYUNDA YETKİ KARMAŞASI

İstanbul’daki sel felaketinde, altyapı ve kentleşme hatalarının yanı sıra yerel mevzuattaki idari boşlukların da etkili olduğu ortaya çıktı. Su Politikaları Başkanı Dursun Yıldız, yağmur sularının toplanması ve uzaklaştırılması konusunda kurumlar arası yetki karmaşası yaşandığına dikkat çekerek, “Hala yağmur suyunun kimin tarafından yönetilmesi gerektiği konusunda yerel mevzuatta birtakım karışıklıklar var” dedi. Yeni çıkacak Su Yasası’nda bu sorumlulukları netleştirecek maddelerin bulunduğunu ve bunun sürece olumlu katkı sağlayacağını belirten Yıldız, taşkın riskini azaltmak için geçmişte olduğu gibi dere etrafındaki yapıların yıkılması gibi radikal önlemlere yeniden ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Bu tür yıkım ve yeniden düzenleme çalışmalarının İstanbul gibi bir metropolde uygulanmasının zorluklarına ve yüksek faturasına da değinen Yıldız, “Büyük maliyet tabii ki. İstanbul’da bunu yapabilmek kolay değil ama yapılması gerekir. Bir insanın canının maliyeti yok, öyle bir şeyin düşünülmesi bile mümkün değil” diyerek insan hayatının tüm ekonomik kaygılardan üstün tutulması gerektiğinin altını çizdi. 

Kaynak:https://analizgazetesi.com.tr/haber/plansiz-kentlesme-hasari-buyuttu-3167/

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.