Connect with us

Genel

Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın da katıldığı 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Tamamlandı.

Yayınlandı

on

Gündem

5 Eylül 2026

* Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız’ın da sempozyum’a çağrılı konuşmacı olarak katıldığı 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Tamamlandı.

* Dursun Yıldız, “Su Politikaları ve Türkiye’nin Geçmişten Geleceğe Su Yönetimi “ konulu bir sunum gerçekleştirdi.

UHA / İnternational News Agency

BALIKESİR, 05 EYLÜL 2026 – Balıkesir Üniversitesi ve Limnoloji Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen “11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu”,  31 Ağustos – 2 Eylül 2026 tarihleri arasında Balıkesir Üniversitesi Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda  gerçekleştirildi.

Limnoloji Derneği’nin katkılarıyla Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü / Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü ev sahipliğinde Balıkesir’de düzenlenen XI. Ulusal Limnoloji Sempozyumu’nun Düzenleme Kurulu’nda Prof. Dr. Dilek Türker ve  Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden Limnoloji Derneği Başkanı  Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu yer aldı.

Sempozyumun  Düzenleme Kurulu Başkanlığını  Prof. Dr. Dilek Türker yaptı. Sempozyumun açılış konuşmalarını Balıkesir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Satıl , Limnoloji Derneği Başkanı  Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu, Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Çetin ve sempozyum düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Dilek Türker tarafından gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Dilek Türker & Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı

Reklam

Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Dilek Türker açılışta yaptığı konuşmada, sempozyumun iç suların limnolojik özellikleri, sorunları, çözüm yolları gibi konularda kaliteli ve bilimsel bir tartışma ortamı oluşturacağına inandığını belirtti.

Prof. Dr. Okan Kulköylüoğlu & Limnoloji Derneği Başkanı

Reklam

Limnoloji Derneği Başkanı  Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu yaptığı konuşmada, günümüzde canlılığı vazgeçilmez unsuru olan suyun, insanlığın gelecekteki yaşam kalitesini belirleyecek en önemli faktör olduğunun tartışılmaz bir gerek olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu konuşmasında, suyun konu edildiği çalışmaların, insanlık, canlılık ve bilim açısından da önemli olduğuna dikkat çekti.

Külköylüoğlu, “Bu sebeple Limnoloji biliminin önemi de her geçen gün artmaktadır” dedi.

Bilim insanlarının, araştırmacıların , kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin ve öğrencilerin bir araya geldiği sempozyumda, limnoloji alanındaki güncel çalışmalar ve bilimsel gelişmeler paylaşıldı.  Ülkemizin iç su kaynaklarının korunmasına ,ekolojik dengenin sürdürülmesine  yönelik araştırmalar sunuldu.

Sempozyumda ” su yönetimi, iklim, biyoçeşitlilik, mikroplastik, sürdürülebilirlik” konuları  öncelikli başlıklar olarak ele alındı.

Sempozyum bu alanda yapılan bilimsel çalışmaların  paylaşılmasına ve ülkemizin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine katkı sağlanmasına yönelik çok faydalı bir etkinlik oldu.

Sempozyumda iki gün boyunca, İklim Değişikliğinin İç Sular Üzerindeki Etkileri: Hidrolojik ve Ekolojik Sonuçlar, Tatlısu Ekosistemlerinde Balık Ölümleri: Gölcük Gölü (Isparta, Türkiye) Örneği, Beyşehir Gölü’nün Ekolojik Önemi ve Antropojenik Baskılar, Eğirdir Gölü’nün Güncel Hidrolojik Durumu gibi  birçok değerli sözlü sunum ve poster sunum gerçekleştirildi.

Sempozyumun ikinci gününde Prof. Dr. Murat Kaya “Sucul Sistemlerden Teknolojiye: İleri Malzeme Transfer Stratejileri” başlıklı  çağrılı konuşmasını gerçekleştirdi. Sempozyumun ikinci gününda bilim insanlarının  paralel oturumlarda  sunduğu çok değerli bildiriler yer aldı.

Sempozyumun son gününde ise Teknik Gezi ve Kültür Programı düzenlendi. Bu kapsamda T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü laboratuvarları gezildi. Kyzikos (Kzikos) Antik Kenti ve Manyas Kuş Cenneti görüldü.

Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız da çağrılı konuşmacı olarak katıldığı sempozyumun açılışının hemen ardından “Su Politikaları ve Türkiye’nin Geçmişten Geleceğe Su Yönetimi “ konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız

(SPD) Başkanı Dursun Yıldız, Türkiye’de Cumhuriyet’ten sonra DSİ Genel Müdürlüğü’nün de büyük katkılarıyla önemli su projelerinin hayata geçirildiğini hatırlataral, “Cumhuriyetin başlangıç yıllarında 15 milyon olan nüfusumuz bugün 85 milyonu aşmış durumdadır.Bu artan nüfusun ,gelişen sanayinin su ihtiyacı başarılı bir şekilde karşılanmıştır.  Ancak uzun yıllar boyunca uygulanan su politikaları kapsamında geliştirilen bu projeler daha çok birbirinden bağımsız projeler olmuştur” dedi.

Koordinasyon eksikliği nedeniyle projelerde belirtilen süreler içinde sonuca ulaşılamadığını ifade eden Yıldız, şunları aktardı:

“Bu kapsamda su kaynaklarını geliştirme politikamızın öncelikle oluşmuş olan ihtiyaçların süratle karşılanmasına yönelik olduğu söylenebilir. Bu anlayış doğrultusunda suda arz yönetimi öne çıkmış ve sosyo-politik faktörlerin etkisiyle talebi düzenleyici mekanizmalara yer verilmemiştir.

Ek olarak, farklı çevresel, sosyopolitik ve yönetsel nedenlerle Türkiye’nin su yönetimi, kurumsal olarak çok başlı ve çok parçalı; koordinasyon eksikliği içinde bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Bunun düzenlenmesi ve su yönetimindeki diğer yasal eksikliklerin tamamlanması için yaklaşık 13 yıl önce başlatılan Su Yasası Taslağı hazırlıkları sürmektedir. Diğer taraftan, 2011 yılında kurulan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü havza ölçeğinde koruma, su tahsisi, taşkın yönetimi, kuraklık yönetimi gibi birçok strateji ve eylem planlama raporu hazırlamıştır. Ancak yasal, yapısal ve kurumsal eksiklikler nedeniyle bu planlamalar uygulamaya geçememiştir”.

2018-2023 Ulusal Su Planı

(SPD) Başkanı Dursun Yıldız sunumunda, Türkiye’nin su yönetimindeki ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan 2018-2023 Ulusal Su Planı’nda su kaynaklarının korunması konusunda toplumsal farkındalığın yetersizliğinden kurumlararasında koordinasyon zayıflığından, çok parçalı mevzuattan ve yetki çakışmalarından söz etti.

Birinci Ulusal Su Planı’nda belirtilen bu eksiklikler nedeniyle ekosistem dengesinin bozulduğunu, göllerin kuruduğunu, su kirliliği arttığına, su ve gıda güvencesinin riske girdiğini vurgulayan (SPD) Başkanı Yıldız, şöyle devam etti:

“Su yönetiminde başarı sağlamak için suyu havza ölçeğinde yöneterek ekonomik verimi artırmak, sosyal eşitliği sağlamak ve çevresel sürdürülebilirliği temin etmek gerekmektedir. Su yönetiminde ekonomik verim, sosyal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında başarılı olabilmek için yasal altyapınızın eksiksiz, kurumsal altyapınızın ise çok gelişmiş olması zorunludur. Su yönetiminde 3K -Koruma, Kullanma ve Kapasite Geliştirme anlayışının hâkim olmasına yönelik radikal bir dönüşüm gereklidir.

Su kaynaklarımızın sürdürülebilir geleceği için merkezi, bölgesel ve havza ölçeğindeki mevcut planlama karmaşasını ve planlar arasındaki ilişkisizliği gidermek de önem taşımaktadır. Suyu bir sektör olarak değil bir sistem olarak ele almalıyız. Burada hidrolojik sistemin ve  ekosistemin suyun temini ve sürekliliğinin sağlanmasındaki rolü ve önemi unutulmamalıdır.

Ayrıca ekolojik dengeyi gözeten doğa tabanlı çözümlere öncelik vermek, havza ölçeğinde katılımcı yönetimde yer alacak kuruluşların yapısal sorunlarını çözmek, zorundayız. Bunların yanı sıra su hizmetlerinde denetimin ve  verimliliğin artırılması için dijital teknolojik gelişmelerden faydalanmak da atılması gereken öncelikli adımlar olarak önümüzde durmaktadır”.

Balıkesir Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve Limnoloji Derneğinin katkılarıyla düzenlenen 140’tan fazla katılımcının bir araya geldiği XI. Ulusal Limnoloji Sempozyumda, bilimsel program kapsamında 46 sözlü bildiri ve 19 poster olmak üzere toplam 65 bilimsel çalışma sunuldu.

Sempozyumun sonuç beyannamesi de yayımlandı.

Beyannamede, kuraklık, su seviyelerindeki azalma, kirlilik, yer altı sularının aşırı kullanımı ve istilacı türler konusunda önemli uyarılarda bulunuldu.

İç sular için çok yönlü tehdit uyarısı

Türkiye’nin iç su ekosistemlerinin giderek çeşitlenen baskılarla karşı karşıya olduğu vurgulanan beyannamede, iklim değişikliği, kuraklık, su seviyelerindeki azalma, yer altı sularının aşırı kullanımı, kirlilik, habitat değişimleri, istilacı türler ve plansız insan faaliyetlerinin göller, akarsular, sulak alanlar ve bu alanlarda yaşayan canlı topluluklarının geleceğini doğrudan etkilediğine dikkat çekildi.

“Su kaynakları sadece rezerv değil”

Beyannamede göller, akarsular, baraj gölleri, sulak alanlar ve yeraltı sularının yalnızca kullanılabilir su rezervleri olarak görülmemesi gerektiği belirtildi. Bu kaynakların aynı zamanda biyolojik çeşitlilik, tarımsal üretim, gıda güvenliği, halk sağlığı ve bölgesel kalkınmanın temel unsurları olduğu ifade edilerek, su yönetiminin kısa vadeli ve parçalı yaklaşımlar yerine uzun vadeli, bilimsel ve ekosistem temelli politikalarla yürütülmesi çağrısı yapıldı.

Havza temelli yönetim önerisi

Sonuç beyannamesinde su yönetiminde idari sınırlar yerine doğal havza sınırlarının esas alınması gerektiği vurgulandı. Yer üstü ve yer altı suları ile sulak alanların, kıyı ekosistemlerinin ve hiporeik bölgelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiği belirtilirken; içme suyu, tarımsal sulama, sanayi, enerji ve balıkçılık gibi faaliyetlerin yanı sıra ekosistemlerin su ihtiyacının da planlamalara dahil edilmesi istendi.

Kuraklık ve aşırı su tüketimine dikkat

İklim değişikliğinin beraberinde getirdiği sıcaklık artışı, yağış rejimindeki değişimler, kuraklık ve taşkınların sucul ekosistemleri doğrudan etkilediği belirtilen beyannamede, uzun dönemli hidrolojik ve ekolojik izleme programlarının geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Özellikle kurak ve hassas havzalarda aşırı su tüketen uygulamaların sınırlandırılması ve yeraltı suyu çekimlerinin etkin biçimde denetlenmesi gerektiği kaydedildi.

Mikroplastik ve yeni nesil kirleticiler de gündemde

Sempozyumda iç su ekosistemleri açısından mikroplastikler, pestisitler, besin tuzları, evsel ve endüstriyel atık sular ile farmasötik kalıntıların giderek büyüyen bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Kirlilikle mücadelede yalnızca kirleticilerin tespit edilmesinin yeterli olmayacağı, kirleticilerin kaynağında azaltılması, sucul besin ağı içerisindeki birikimi ve uzun vadeli ekolojik etkilerinin de araştırılması gerektiği ifade edildi.

Göller ve sulak alanlar için eylem planı çağrısı

Kuruma, su seviyesi kaybı, ötrofikasyon, tarımsal baskı, habitat bozulması ve biyolojik çeşitlilik kaybı riski taşıyan göller ve sulak alanlar için alana özgü koruma ve yönetim planları hazırlanması istendi.

Kaynak:https://www.uhahaberajansi.com/su-politikalari-dernegi-baskani-dursun-yildizin-da-katildigi-11-ulusal-limnoloji-sempozyumu-tamamlandi/

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.