Küresel düzeyde kutlanan Su Günü, Toprak Günü, Ormanlar Günü gibi günleri ve 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü içlerini daha işlevsel bir biçimde doldurarak daha “anlamlı” ve “yararlı” bir biçimde kutlamanın zamanı geldi ve geçiyor!
Prof. Dr. Murat TÜRKEŞ, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, İstanbul
Her yıl 23 Mart gününde, meteorolojinin toplumları koruma, ekonomileri güçlendirme, çevreyi ve iklimi korumada oynadığı yaşamsal rol vurgulanıyor. Küresel olarak, büyük afetlerin yaklaşık %90’ı hava, iklim ve suyla ilgili. Doğru tahminler ve zamanında erken uyarı sistemleri, şiddetli fırtınalardan ve sıcak hava dalgalarından sellere, derin cephesel orta enlem siklonlarından tropikal siklonlara (siklon, tayfun, kasırga) kadar hayatları kurtarır, kayıpları azaltır.
Kuruluşundan bu yana, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), atmosfer, hava, iklim ve hidroloji bilimlerinde uluslararası işbirliğine öncülük ediyor. WMO, küresel veri paylaşımının eşgüdümünü sağlar, bilimsel ve teknolojik araştırmaları ilerletir ve ülkelerin afetlere daha iyi hazırlanmalarını sağlayan erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesini destekliyor.
23 Mart Dünya Meteoroloji Günü 2026 teması olan “Bugünü Gözlemlemek, Yarını Korumak”, bugün yaptığımız gözlemler ile yarın için inşa ettiğimiz güvenlik arasındaki kritik bağlantıyı vurguluyor.
Her uydu görüntüsü, radar taraması, okyanus şamandırası okuması ve yüzey hava ve yüksek atmosfer istasyonu ölçümü, tehlike ve riski öngörmek için tasarlanmış küresel bir sisteme katkıda bulunur. Bu gözlemler tahminleri destekler, erken uyarı sistemlerinin temelini oluşturur ve uzun vadeli iklim direngenliği planlamasına bilgi sağlar.
Küresel düzeyde çeşitli gösteriler, toplantılar ya da çeşitli konuşma, açıklama, bildirge ve törenlerle sembolik olarak kutlanılan ve/ya da adına etkinlikler düzenlenen çoğu Birleşmiş Milletler (BM) ve bağlı örgütlerce belirlenen diğer önemli temalarda yapılabileceği gibi, “Bugünü Gözlemlemek, Yarını Korumak” konusuyla ilgili çok daha ayrıntılı ve uzun değerlendirmeler yapılabilir kuşkusuz. Ancak günümüzde, gelinen noktada buna gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü zaman artık bu konularda bir şeyler yapma, önlemler alma; kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri ve bunları olanaklı kılacak küresel, bölgesel ve ülkesel eylemleri gerçekleştirecek adımları atma zamanıdır.
Bu gereksinim Türkiye için de ivedi ve yaşamsaldır. Bu bağlamda, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve ilgili diğer kamu kurumları ve araştırma merkez ve enstitüleri, Dünya Meteoroloji Günü temalarına ilişkin acil gereksinim duyulan çeşitli eğitim etkinliklerini, eylem planlarını ve projelerini devreye sokabilir. Bu eylem planı ya da projeler de tam bu konuların küresel düzeyde ciddiyetle tartışıldığı 23 Mart günlerinde yapılabilir.
Şekil 1: Türkiye’de başta MGM gelmek üzere, artık neredeyse hiçbir kurumda görme olanağını bulamayacağınız, WMO ve bilimin kurallarına tümüyle uygun örnek bir geleneksel Klimatoloji (önde) ve Tarımsal Meteoroloji (arkada) tarla deneme-araştırma istasyonu (geleneksel gözlemleri karşılaştırabilmek için Klimatolojik Gözlem Parkının ortasında ayrıca basit bir OHGİ da çalıştırılmakta). NOT: Geleneksel gözlemlerin önemi ve nasıl yapılması gerektiğine ilişkin bilimsel görüş ve deneyimlerimi Klimatoloji ve Meteoroloji kitaplarımda bulabilirsiniz. Foto: Murat Türkeş, 13 Şubat 2019, CIAT, Cali, Kolombiya.
Örneğin, bu yıl MGM ya da bağlı olduğu bakanlık 23 Mart 2026 temasına uygun ve onunla bağlantılı “Aşırı Hava ve İklim Afetlerine Dayanıklılık (Direngenlik) için Meteoroloji Tezsiz Uzmanlık ve/ya da Tezli Yüksek Lisans Programı” “çevrimiçi” düzenlenebilir. Böyle bir program, kurum ve kurum dışından (ör. üniversiteler, araştırma merkez ve enstitüleri vb.) bu konularda kabul görmüş uzmanlıkları ve uluslararası ciddi hakemli yayınları olan teknik uzmanlar ve bilim insanlarından oluşan bir akademik heyetle gerçekleştirilebilir.
MGM ve TÜBİTAK ya da bir üniversite ile ortaklaşa düzenlenecek olan böyle bir çevrimiçi yüksek lisans programı, hava ve iklim gözlemlerinin ilkeleri, atmosferin özellikleri, hava ve iklim sisteminin nasıl oluştuğu ve çalıştığı, hava tahminlerinin ve şiddetli hava uyarılarının nasıl yapıldığı vb. konularda bilimsel bir temel sağlayabilir. Ayrıca böyle bir program, özellikle afetlere direngen olması beklenen tarım, enerji, kentsel altyapı, su kaynakları, ulaştırma ve ormancılık vb. gibi etkilenebilirliği yüksek yani hassas sektörler için tasarlanabilir ve katılımcılara şu konularda yardımcı olabilir: Meteoroloji biliminin kuramsal ve uygulama temellerini daha iyi anlamak, doğru ve güncel tahmin ve erken uyarılara çok kolay ve zamanında ulaşmak, tahminleri ve uyarıları daha güvenle yorumlamak, yerleşmelere, fabrika ve işletmelere, iş yerlerine ve topluma yönelik tehlike ve risk iletişimini geliştirmek ve bilinçli karar verme ve planlamayı desteklemek.
Sonuç olarak, bana göre, artık, küresel düzeyde kutlanılan Su Günü, Toprak Günü, Ormanlar Günü gibi günleri ve 23 Mart Dünya Meteoroloji Günü’nü içlerini daha işlevsel bir biçimde doldurarak daha “anlamlı” ve “yararlı” bir biçimde kutlamanın zamanı geldi ve geçiyor!