İşletmeye açılan yeraltısularımızın Yaklaşık %95’i tahsis edilmiş durumdadır. Türkiye’de yeraltısuyu seviyelerindeki değişimleri ve kalitesini belirlemek için yapılan çalışmalar birçok bölgede yeraltısuyu seviyelerinin hızla düşüş eğiliminde olduklarını ve kirlenmekte olduklarını göstermektedir. Özellikle yağışın az, tarımsal üretimin yüksek olduğu ve nüfusun yoğunlaştığı bölgelerde aşırı ve kontrolsüz çekimler sonucu bu düşüş daha hızlı ve daha fazla gerçekleşmektedir. Konya bölgesi buna örnek bir bölgedir.
Ülkemizde sulamada kullanılan suyun %25’i içme ,kullanma ve sanayi suyunun %54’ü yeraltısularından çekilmektedir. Büyükkentlerimizin içme ve kullanma sularının ortalama %45’i yeraltısularından çekilmektedir
Ülkemizdeki su havzalarımızın altısında ( Meriç-Ergene,Akarçay, Büyük Menderes, Konya Kapalı,Doğu Akdeniz,Asi Havzaları )yeraltısuyu tahsis miktarları emniyetli rezervi ve beslenim miktarlarını aşmış veya aşmak üzeredir. Bu durum bu bölgelerde yeraltısuyu seviyelerinin hızla düşmesine ve kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır
Sanayi bölgeleri dışındaki sanayi tesisleri sularını genellikle yeraltısuyundan çekmektedir. Bu kuyulardaki çekimin kontrolü için sayaç kullanma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu anlamda kısmen kontrol altında diyebiliriz. DSİ tarafından yapılan toplam yeraltısuyu tahsislerinin %9’u ( 1,5 milyar m3/yıl) sanayi sektörüne tahsis edilmiştir. Yeraltısuları görünmez kaynaklar olduğu için kurak dönemlerde su seviyelerinin düşmesi gündem olmamaktadır. Bu nedenle çekimler devam etmekte, seviyeler düşmekte ve su kalitesi bozulmaktadır .Kuraklık yaygın ve şiddetli hale geldiğinde içme ve kullanma suyunu yeraltısuyundan ve kaynaklardan temin eden kentlerde su kısıntısına gidilmektedir. Düşen yeraltısuyu seviyeleri nedeniyle çevredeki göl ve sulak alanlar ile nehirlerin sularında azalmalar ve kurumalar ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla ekosistem dengesi bozulmaktadır.