Dursun Yıldız
İnş Müh.
Su Politikaları Uzmanı (Msc.)
Su Politikaları Derneği Başkanı
14 Mart 2026
Türkiye’de Cumhuriyet’ten sonra DSİ Genel Müdürlüğü’nün de büyük katkılarıyla önemli su projeleri hayata geçirilmiştir. Ancak uzun yıllar boyunca uygulanan su politikaları kapsamında geliştirilen bu projeler daha çok birbirinden bağımsız projeler olmuştur. Koordinasyon eksikliği nedeniyle projelerde belirtilen süreler içinde sonuca ulaşılamamıştır. Bu kapsamda su kaynaklarını geliştirme politikamızın öncelikle oluşmuş olan ihtiyaçların süratle karşılanmasına yönelik olduğu söylenebilir. Bu anlayış doğrultusunda su’da arz yönetimi öne çıkmış ve sosyo-politik faktörlerin etkisiyle talebi düzenleyici mekanizmalara yer verilmemiştir. Daha sonraki dönemlerde yaygın siyasi kadrolaşma sonucu su yönetiminden sorumlu kurumlar artmış, ayrıca kimlikleri, hafızaları ve kurumsal doğru karar alma sistemleri de erozyona uğramıştır.
Bu nedenlerle Türkiye’nin su yönetimi kurumsal olarak çok başlı, çok parçalı, koordinasyon eksikliği içinde bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Bunun düzenlenmesi ve su yönetimindeki diğer yasal eksikliklerin tamamlanması için yaklaşık 13 yıl önce başlatılan Su Yasası Taslağı hazırlama çalışmaları ise halen sonuçlanmamıştır. Diğer taraftan, 2011 yılında kurulan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü havza ölçeğinde koruma ,su tahsisi, taşkın yönetimi, kuraklık yönetimi gibi birçok strateji ve eylem planlama raporu hazırlamıştır. Ancak yasal,yapısal ve kurumsal eksiklikler nedeniyle bu planlamalar uygulamaya geçmemiştir.
Türkiye’nin su yönetimindeki ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan 2018-2023 . Ulusal Su Planında aşağıdaki eksikliklerden söz edilmiştir:
“Çeşitli kurumlarca ayrı ayrı üretilen su politika ve yatırım programları mükerrer uygulamalara ve kaynak israfına neden olmaktadır,Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında yetki çakışmaları bulunmaktadır,Su kaynaklarının korunması ile ilgili Toplumsal farkındalık yeterli değildir, Kurumlar arası koordinasyon zayıftır.30 kanun ve ikincil düzenlemeden oluşan su mevzuatı, çok parçalı ve havza yönetimi için yetersizdir. Ayrıca kalkınma odaklı arazi kullanımı ve kalkınma kararları su kaynaklarının korunmasını zorlaştırmaktadır. Sorunların çözümünü sağlayıcı çerçeve bir yasal düzenleme (Su Kanunu) bulunmamaktadır”.
Birinci Ulusal Su Planı’nda belirtilen bu eksiklikler nedeniyle ekosistem dengesi bozulmakta, göllerimiz kurumakta, su kirliliği artmakta, su ve gıda güvencemiz riske girmektedir. Su yönetiminde başarı sağlamak için suyu havza ölçeğinde yöneterek ekonomik verimi artırmak, sosyal eşitliği sağlamak ve çevresel sürdürülebilirliği temin etmek gerekmektedir. Su yönetiminde ekonomik verim ,sosyal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında başarılı olabilmek için yasal altyapınızın eksiksiz, kurumsal altyapınızın ise çok gelişmiş olması zorunludur. Su yönetiminde Koruma, Kullanma ve Kapasite Geliştirme anlayışının hâkim olmasına yönelik radikal bir dönüşüme ihtiyaç bulunmaktadır.
Su yönetimimizin geleceği için merkezi, bölgesel ve havza ölçeğindeki mevcut planlama karmaşasını ve planlar arasındaki ilişkisizliği gidermek de önem taşımaktadır. Ayrıca ekolojik dengeyi gözeten doğa tabanlı çözümlere öncelik vermek, havza ölçeğinde katılımcı yönetimde yer alacak kuruluşların yapısal sorunlarını çözmek, hizmet verimliliğinin artırılması için dijital teknolojik gelişmelerden faydalanmak da atılması gereken öncelikli adımlar olarak önümüzde durmaktadır.