İklim krizi müşterek bir sorundur, ancak aynı zamanda son derece eşitsiz bir sorundur. Şekil 1 küresel nüfusun en yoksul yarısının sermaye sahipliği ile ilişkili karbon emisyonlarının yalnızca %3’ünü oluştururken en zengin %10’luk kesimin emisyonların %77’sini oluşturduğunu göstermektedir. En zengin %1’lik kesim tek başına sermaye sahipliği ile ilişkili emisyonların %41’ini oluşturmaktadır ki bu da en alt %90’lık kesimin toplam emisyonlarının neredeyse iki katıdır. Bu eşitsizlik bazı grupların iklim krizi karşısındaki savunmasızlığıyla yakından ilgilidir.
Düşük gelirli ülkelerdeki nüfus en az emisyonu üretirken en fazla maruz kalanlardır. Öte yandan en fazla emisyon üretenler iklim değişikliğinin sonuçlarına uyum sağlamak veya bunlardan kaçınmak için gerekli kaynaklara sahip oldukları için daha iyi korunmaktadır. İklim krizinin mesuliyetinin bu şekilde eşitsiz dağılması iklim kriziyle ilişkili risklerin de eşitsiz dağılması anlamına gelmektedir. İklim eşitsizliği hem çevresel hem de toplumsal bir krizdir.