Connect with us

Müsilaj

Etkin Havza Yönetimi Yoksa Müsilaj Var Olacak !

Yayınlandı

on

Marmara Denizi Havzası Yönetilmedikçe Müsilaj artacak

Dursun Yıldız

Su Politikaları Derneği Başkanı

14 Mart 2026

Marmara Denizinde  Müsilaj sorunu olarak bilinen ancak Marmara’nın kirlenmesi ve oksijensiz kalmasının bir sonucu olan Müsilaj  esas olarak bir sonuçtur. Bu sonucun sebepleri konusunda çok uzun yıllardan  bu yana yapılan  tespit çalışmalarında  bilim insanları arasında tam bir mutabakat var .

İklim Haber ‘de yayınlanan  Alev KARAKARTAL, Burak ALTINOK’un olağanüstü değerli yazı dizisinin “Marmara-denizinde-kırmızı-pazartesi-7-planlar-kurumlar-kurullar-neden-islemiyor” bölümünün girişindeki aşağıdaki açıklama da çok önemli olup işin özünü ortaya koymaktadır.

“Marmara Denizi’ndeki müsilaj, Türkiye’nin neredeyse “gelenekselleşmiş” pek çok sorununu belirginleştiren bir turnusol haline geldi. Hedeflerin kağıt üzerinde kalıp uygulamaya geçememesi; gerek merkezi idare-yerel idareler arasında gerekse kurumlararası eşgüdümsüzlük; tutarlı, bütünlüklü ve sorunun kökenine inen uzun süreli planlama yerine günü kurtarmaya yönelik yüzeysel önlemler; şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği; bilim insanları, uzmanların görüş ve uyarılarını dikkate almama ve benzerleri…”

Açıklamayı biraz daha kısaltıp Su Politikaları Derneği’nin yıllardır dikkate çekmeye çalıştığı noktaya getirirsek “Hedeflerin kâğıt üzerinde kalıp uygulamaya geçememesi” diyebiliriz.

2021 müsilaj felaketinin ardından  oluşturulan Marmara Denizi Koordinasyon Kurulu ve daha sonra  hazırlanan 22 Maddelik Marmara Denizi’ni Koruma Eylem Planı’nda öngörülen eylemler konusunda o dönemde yaptığımız açıklamanın maalesef doğru çıktığını görmekteyiz. O zaman bu koordinasyon kurulunun uygulamadaki etkisinin yetersiz kalacağını ve eylem planındaki birçok maddenin de uygulanamayacağını belirtmiştik. Alev KARAKARTAL, Burak ALTINOK ‘un yazı dizisinde  Marmara Denizi’ni Koruma Eylem Planı’nda öngörülen eylemlerden şimdiye dek 11’inin  kısmen hayata  geçirildiği yer alıyor.

Marmara Belediyeler Birliği’nin (MBB) raporlamasına göre, hedefe en çok yaklaşılan maddeler  yazıda şöyle  sıralanmış;

Eylem 1: Koordinasyon Kurulu ve Bilim ve Teknik Kurulu Oluşturulması
Eylem 2: Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı Hazırlanması
Eylem 3:
 Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmesi
Eylem 4:
 Müsilajın Temizlenmesine Yönelik Acil Müdahale Çalışmaları
Eylem 6: Atıksu Arıtma Tesislerinin Deşarj Standartlarının Güncellenmesi: 2021/13 genelge ile deşarj standartlarında %20-50 oranında kısıtlama getirildi.
Eylem 10: Gemilerin Atıksularının Boşaltılmasının Önlenmesi
Eylem 12: Atıksu Arıtma Tesislerinin Online İzlenmesi ve İzleme Noktalarının Artırılması: Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı (DEN-İZ) ve MARMOD FAZ II Projesi çalışmaları
Eylem 13: Bölgesel Atık Yönetimi Eylem Planı ve Deniz Çöpleri Eylem Planı Hazırlanması
Eylem 18: Hayalet Ağ Temizliği
Eylem 20: Müsilaj Nedeniyle Zarar Gören Balıkçılara Ekonomik Destek
Eylem 21: Halk Bilinçlendirme ve Platform Oluşturma

Hedefe “en az” yaklaşılan eylemler de şu şekilde verilmiş:

Eylem 5: Mevcut Atıksu Arıtma Tesislerinin İleri Biyolojik Arıtmaya Dönüştürülmesi
Eylem 7: Arıtılmış Atıksuların Yeniden Kullanımının Artırılması
Eylem 8: Atıksu Arıtma Tesislerini Gerektiği Gibi İşletmeyen OSB’lerin Rehabilitasyonu
Eylem 11: Tersanelerde Temiz Üretim Tekniklerinin Yaygınlaştırılması
Eylem 15: Dere Yataklarına Yapay Sulak Alanlar ve Tampon Bölgeler Oluşturularak Kirliliğin Denize Ulaşmasının Önlenmesi
Eylem 16: Zeytin Karasuyu ve Peynir Altısuyu Kaynaklı Kirliliğin Önlenmesi

Eylem 22: Soğutma Suları ve Termal Tesislerden Oluşan Sıcak Suların Marmara Denizi’ne Etkilerinin Azaltılması.

Hangi Eylemler Uygulamaya Uzak Kalmış ?

Hedefe en az yaklaşan eylemlere bakıldığında  havza ölçeğinde birçok kurumun işbirliği içinde bütünleşik havza yönetimi anlayışı ile çözülebilecek eylemler olduğu görülüyor. Böyle bir yönetim  için planlama ve  uygulama anlayışı oluşmadığı için de hedefe  uzak kalınması çok şaşırtıcı görülmüyor.

Eylem Planındaki  5. Maddenin  ve  planda eksik olan yaygın tarımsal kirliliğinin Marmara’ya deşarjının önlenmesi tam bir “Havza ölçeğinde etkin bir kurum tarafından yapılması gereken Su Yönetimi “işidir. Koordinasyon  Kurulu tarafından etkili bir şekilde uygulanabilmesi mümkün değildir.  Bunun için öncelikle Marmara Denizi’ni çevreleyen havza planındaki eksikliğin tamamlanması,  Susurluk havzasının  Marmara Havzasına eklenmesi ve yasal ve kurumsal olarak bütünleşik havza yönetimine geçilmesi gereklidir.

Marmara Denizini çevreleyen nehir havzalarında bütünleşik  bir anlayışla havza yönetimine geçilmeden,  Marmara Belediyeler Birliği’nin (MBB) raporlamasına göre uygulamaya uzak kalan eylemlerin uygulanabilmesi çok zor görünmektedir.

Bu durum, Türkiye’nin birçok bölgesinde su yönetimi konusunda yaşadığımız çok başlı,çok parçalı ve koordinasyon eksikliği içindeki yapının   Marmara Denizi özelinde ortaya çıkan sonucu olmaya devam edecektir. Marmara Denizi’nde oksijen azalması büyük oranda bir kirlilik sorunu olup çözümü havza ölçeğinde su kalite yönetimin etkin bir şekilde uygulanmasından geçmektedir.  Eylem Planı için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı  bünyesinde “Başkanlık” oluşturularak, bazı yetkilerin  belediyelerden bakanlığa alınmasına rağmen uygulamada istenilen sonuca ulaşılamamıştır.

Bu tablo Eylem Planının ,yönetmelik yayınlama, izleme, plan hazırlama, ekonomik destek verme gibi hizmet maddelerinde hedefe yaklaşıldığını ancak uygulamada hedeften çok uzak kalındığını göstermektedir. Çevre Bakanlığı’nın son olarak 27 Haziran 2025’te yayımladığı Koordinasyon Kurulu Toplantısı sonuç metnine göre, 2021’den 2024’e ileri biyolojik arıtma tesislerinin inşasında gerçekleşme performansı %1,4 olarak verilmiştir. Hiç tesisi bulunmayan yerleşimlerin yanı sıra, çoğu tesis sadece ön arıtma veya standart biyolojik arıtma seviyesinde çalıştırılmaktadır. Tesislerin modernizasyonu ise  yavaş gitmektedir. Arıtılan atıksuların yeniden kullanım oranı ise %5’i geçmemiştir.

Marmara Denizi Havzasında belediye nüfusunun yaklaşık %55’ine ileri biyolojik arıtma hizmeti verilmektedir. Marmara denizine giren noktasal ve yaygın karasal kirlilik yükü azaltılamamıştır.  Hal böyleyken bakanlık 25 Ekim 2025’te Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde bir değişiklik yapmıştır. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle korunan alanlar dışında, denizlerde 250 metreden daha derin anoksik tabakalara tehlikesiz inorganik atıkların boru hattı ile taşınarak bertaraf edilmesine izin verilmiştir. Aynı alanların, sera gazı emisyonlarının azaltılması amacıyla “yutak alan” veya depolama alanı olarak kullanılabilmesinin de önü açılmıştır. Yönetmelik değişikliğiyle evsel/kentsel atıksu deşarj şartları da güncellenmiş ve bazı tesislerle ilgili maddeye eklenen notla; “Deniz ortamına deşarjlarda klorür ve sülfat kısıntısının aranmayacağı” belirtilmiştir.

Mevcut  Kurumsal   Yapı ve  Mevcut Yönetim  Anlayışı ile Çözüm gelmez

2872 sayılı Çevre Kanununa ilave edilen EK Madde 16 ile havzadaki belediyelerin 2025 yılı haziran ayına kadar ileri biyolojik atıksu arıtma tesislerini kurmasının zorunlu hale getirilmiş ve  tüm ilgili belediyelerin atıksu gelirlerinin yarısının ileri atıksu arıtma tesislerinin kurulmasına ayırması zorunlu kılınmıştır. Buna rağmen Belediyelerin bu maliyeti karşılayamadıkları  için bu konuda da ilerleme sağlanamamıştır. Bu durum da Havzadaki sorunların ekonomik, ekolojik ve sosyal yönleri ile yeni bir yönetim anlayışı çerçevesinde  bütüncül olarak ele alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda Türkiye’nin bir an önce Bütünleşik  Nehir Havzası Yönetim anlayışına geçmesi ve bu süreçte de radikal bir düşünce devrimi gerçekleştirmesi gerekmektedir. Ülke genelinde su kalitesi üzerinde   hızla artan baskıların ve kronikleşen sorunların  çözümü için  yenilikçi bir yönetim anlayışına ve havza ölçeğinde etkin bir  kurumsal kapasite geliştirmeye ihtiyaç vardır. Geleneksek kurumsal işleyiş ve yönetim yaklaşımı, eylem  planlarının  etkin bir şekilde uygulamaya geçirilmesi ve planlanan  sonuçların  alınması konusunda yetersiz kalacaktır.

Kaynak: Alev KARAKARTAL, Burak ALTINOK 2026  Marmara Denizi’nde Kırmızı Pazartesi -7/ Planlar, Kurumlar, Kurullar Neden İşlemiyor? https://www.iklimhaber.org/marmara-denizinde-kirmizi-pazartesi-7-planlar-kurumlar-kurullar-neden-islemiyor/ EKOIQ

26 Şubat 2026

Okumaya devam et
Yorum atmak için tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Su Politikaları Derneği Tüm Hakları Saklıdır.