Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, WMO’nun 2025 raporundaki ağır ekonomik ve insani faturaya dikkat çekti. Küresel su döngüsünün kontrolden çıkarak aşırı uçlara savrulduğunu belirten Yıldız; dünyanın bir ucunda Jamaika’nın milli gelirinin yüzde 41’inin tek bir kasırgayla silindiğini, aynı krizin diğer ucunda ise Akdeniz ve Orta Doğu’nun şiddetli kuraklıkla kavrulduğunu vurguladı. Yıldız’a göre bir yanda her şeyi yutan fırtınalar diğer yanda derin susuzluk, ülkeleri devasa ekonomik çöküşlere sürüklüyor.
Hakan ÖZBAY
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan ve 2021-2025 dönemini kapsayan beş yıllık sentezi de içeren “2025 Küresel Su Kaynaklarının Durumu” raporu, küresel su döngüsündeki sert dalgalanmaların korkutucu ekonomik ve insani faturasını ortaya koydu. Raporun bulgularını değerlendiren Su Politikaları Derneği Başkanı (SPD) Dursun Yıldız, dünyanın su döngüsünün aşırı uçlar arasında savrulduğunu ve bu yıkıcı dalgalanmalara karşı tampon görevi üstlenen gezegenin doğal rezervlerinin artık tükendiğini belirtti.
AŞIRI UÇLAR EKONOMİLERİ VE İNSAN HAYATINI VURUYOR
Yıldız, raporda yer alan çarpıcı ekonomik ve insani kayıplara dikkat çekerek, su döngüsündeki kırılmanın küresel ölçekte yıkıcı faturalar çıkardığını vurguladı. Sadece 2025 yılında Melissa Kasırgası’nın Jamaika’ya milli gelirinin yüzde 41’ine eşdeğer bir zarar verdiğini, Ditwah Siklonu’nun ise Sri Lanka’nın milli gelirinin yaklaşık yüzde 4’ünü yok ettiğini hatırlatan Yıldız, Güney ve Güneydoğu Asya’da şiddetli muson yağmurları ve birleşik siklonların 3 bin 600’den fazla can aldığını aktardı. Yıldız, tablonun diğer ucunda ise Doğu Avrupa, Akdeniz, Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’nun şiddetli ve uzun süreli kuraklıkla boğuştuğunu, kuraklığın Somali’de ulusal acil durum ilan edilmesine yol açacak boyutlara ulaştığını ifade etti.
KÖTÜ GÜN DOSTU TASARRUF HESABI TÜKENİYOR
WMO’nun su döngüsü unsurlarını “hızlı” ve “yavaş” olarak ikiye ayırdığını belirten Yıldız, yağış ve nehir akışı gibi unsurların hava koşullarına günler içinde tepki verdiğini, ancak asıl hayati dengenin yeraltı suları ve buzullar gibi “yavaş rezervlerde” yattığını dile getirdi. WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo’nun bu yavaş rezervleri gezegenin “tasarruf hesabı” olarak nitelendirdiğini hatırlatan Yıldız, tek bir kurak yılın topyekûn bir krize dönüşmesini engelleyen bu doğal tamponun, artık yenilenme hızından katbekat yüksek bir süratle harcandığını kaydetti.
Değerlendirmesinde nehir debilerindeki tarihi gerilemeye de değinen Yıldız, 2025 yılında dünya genelindeki su toplama havzalarının yaklaşık yüzde 36’sında debilerin normalin altında kaldığını ve 2025’in 1991’den bu yana küresel nehir akışı açısından en kurak yıllardan biri olarak kayıtlara geçtiğini aktardı. Karasal su depolama miktarının 2014-2016 döneminden bu yana sürekli bir düşüş trendinde olduğunu belirten Yıldız, buzulların 2023’ten bu yana 1.400 gigatonluk küresel kayba uğradığını ve Avrupa Alpleri ile Kafkasya gibi bölgelerin erime kaynaklı su akışının kalıcı düşüşe geçtiği “zirve su” (peak water) eşiğini çoktan aşmış olabileceği uyarısında bulundu.
EN BÜYÜK YIKIMI YAŞAYAN BÖLGELERDE VERİ YOK
Su kaynaklı felaketlerdeki ölümlerin yüzde 80’inden fazlasının gerçekleştiği Asya ve Afrika’nın, rapordaki nehir izleme istasyonlarının yalnızca yüzde 7’sini oluşturduğuna dikkat çeken Yıldız, en çok baskı altındaki bölgelerin adeta kör noktada kaldığını vurguladı. Suyun sınır tanımadığını, bir ülkedeki buzul erimesinin yüzlerce kilometre aşağıdaki havzaların geleceğini doğrudan etkilediğini belirten Yıldız, daha güçlü küresel izleme ve açık veri paylaşımı olmadan risk altındaki coğrafyaların ve ekonomilerin bu devasa yıkımlara karşı önlem alamayacağının altını çizdi.
VERİ KÖRLÜĞÜ UZAYDAN AŞILIYOR
WMO raporunun arka planındaki veriler, yeryüzündeki su dağılımında yaşanan keskin kutuplaşmayı da gözler önüne serdi. Orta Doğu, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Amerika kıtasının geniş kesimlerinde rezervuarlar hızla boşalıp su girişleri dramatik şekilde düşerken, haritanın başka bir bölgesinde tam zıttı bir anomali yaşandı. Malawi, Çad, Victoria ve Tanganyika başta olmak üzere Afrika’daki devasa göl ve rezervuarlar normalin çok üzerinde su seviyelerine ulaşarak küresel döngüdeki dengesizliğin coğrafi kanıtı oldu. Öte yandan, özellikle felaketlerin merkez üssü olan ülkelerde yer istasyonlarının yetersiz kalması ve sahadan veri alınamaması üzerine bilim insanları çözümü uzayda buldu. Küresel rapordaki veri körlüğünü aşmak için bu yıl tarihte ilk kez NASA ve Fransız Uzay Ajansı (CNES) ortaklığıyla fırlatılan SWOT uydusundan elde edilen gözlemler devreye sokuldu. 13 farklı küresel hidrolojik modelin entegre edildiği bu yeni uzay teknolojisi sayesinde, yeryüzünde insanın ulaşamadığı veya ölçüm cihazının bulunmadığı havzaların yüzde 63’ündeki su hareketleri artık uzaydan yüksek doğrulukla tespit ediliyor.