Su'dan Savaşlar
Su silahı yakında patlar mı ?
Yayınlandı
1 gün önceon
Yazar
Dursun Yıldız
Direktör
Hidropolitik Akademi
11 Mayıs 2026
Su, gezegendeki en çok tartışılan doğal kaynak haline geliyor. İklim değişikliğinin de etkisiyle su üzerine baskılar artıyor . İnsani bir kriz olan durum, ulusal güvenlik tehdidine dönüşüyor. Sorunlar çeşitleniyor ve yıllardır birikiyor: İnsanlığın yaklaşık yarısı yılda en az bir ay su kıtlığı altında yaşıyor; 1,8 milyar insan mutlak su kıtlığıyla karşı karşıya. Nüfus artışı ve hızlı kentleşme, zaten aşırı kullanılan su havzalarını zorluyor; Chennai’den Mexico City’ye ve Tahran’a kadar mega şehirler “Sıfır Gün” krizleriyle veya kıl payı atlattıkları durumlarla karşı karşıya kaldılar. Dünyada su sorunlarından kaynaklanan yer değiştirmeler de artıyor. Artan enerji talebi, ülkeleri hidroelektrik enerji barajları inşa etmeye zorluyor. İklim değişikliği ise tüm bu sorunların üzerindeki baskıyı daha da artırıyor: Himalayalar’daki buzullar daha hızlı eriyor, musonlar düzensizleşiyor ve Güney Asya ile Sahel’de kuraklıklar şiddetleniyor. Küresel tatlı suyun neredeyse üçte ikisi ulusal sınırları aşıyor. Dünya nüfusunun yarısından fazlası sınıraşan su havzalarında yaşıyor ancak 310 sınıraşan nehir havzasının beşte üçünde anlaşmazlıklara yönelik herhangi bir çerçeve işbirliği anlaşması yok. ABD ve Çin gibi küresel güçler, 1997 BM Su Yolları Sözleşmesi’ne taraf değiller. İklim, biyoçeşitlilik veya çölleşme riski artmasına rağmen, su konusunda bu krizi önleyici bir küresel süreç ,bağlayıcı hedefler veya uygulama mekanizması yok. Bugüne kadar düzenlenen uluslararası toplantılardan beklenen sonuçlar çıkmış değil. Taahhütler yerine getirilmiyor. Dünyada artan popülist siyaset eğilimi , geride kalan az sayıdaki gönüllü işbirliğini de zehirliyor.
Artan jeopolitik gerilim uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde birçok sıcak nokta bulunuyor. Ancak riskler daha çok Afrika’da, birçok devletin kaynakları yönetmek için çok zayıf olduğu yerlerde yoğunlaşmaktadır. Sahel’de, El Kaide ve İŞİD’e bağlı silahlı gruplar, suyu kontrol etmenin nüfusu kontrol etmek anlamına geldiğini öğrendiler. Kuyuları ele geçiriyorlar, altyapıyı tahrip ediyorlar, hükümetlerin çözemediği anlaşmazlıkları çözüyorlar ve terk edilmiş hisseden topluluklardan militan devşiriyorlar. Kontrolsüz su kıtlığı, bölgenin artan cihatçı tehdidinin birincil nedeni değil ancak yerel şikayetleri keskinleştiriyor ve silahlı gruplara -özellikle Mali, Nijer ve Burkina Faso’da- kullanabilecekleri bir kaynak sağlıyor. Son yıllarda, Orta Sahel’de azalan su nedeniyle çiftçiler ve çobanlar arasında yüzlerce çatışma çıktı. Çad Gölü’nün hızla küçülmesi, sınır ötesi anlaşmazlıkları şiddetlendiriyor, Çad, Kamerun, Nijer ve Nijerya arasındaki ilişkileri geriyor ve ekonomik çöküşe, militanların örgütlenmesine katkıda bulunuyor. Kuraklık derinleştikçe ve devletler zayıfladıkça, bu boşluk istismar edilerek terör eylemleri ve şiddet yoğunlaşacak.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde su , devletler arasında gerilim unsuru ve rekabetlerde de daha çok kullanılan bir silah haline geliyor. Artan jeopolitik gerilim uzlaşmayı zorlaştırıyor. Örneğin Mısır-Etiyopya arasında Nil Nehri üzerindeki gerilim, bölgesel güvenlik ve işbirliğini riske sokuyor. Eylül 2025’te Etiyopya, on yıldan fazla süren müzakerelerin bağlayıcı bir Nil anlaşmasıyla sonuçlanmamasının ardından Büyük Rönesans Barajı’nı hizmete açtı. Baraj, Mısır’ın tatlı su ihtiyacının %90’ından fazlasını karşılayan bir nehir üzerinde Etiyopya’ya kontrol olanağı sağlıyor. Nil üzerinde yapılacak her baraj Mısır için savaş sebebi idi. Ancak Kahire, varoluşsal bir tehdit olarak nitelendirdiği bu projenin inşasını durdurmayı başaramadı. Bu gücünü kaybettikten sonra, Addis Ababa’ya baskı uygulamak için başka yollar aramaya başladı. Mısır, Etiyopya ile ayrılıkçı Somaliland anlaşmazlığı olan Mogadişu ile ittifak kurdu. Etiyopya’nın etkisini en azından sınırlamak veya tavizler koparmak umuduyla Somali’nin terörle mücadele misyonuna asker gönderdi. Etiyopya bu hamleleri kuşatma olarak görüyor. Mısır baskı yapmaya devam edip daha derin bir bölgesel çatışma riskini göze alabilir veya barajı kabul edip Etiyopya’nın kuraklık veya kriz dönemlerinde suyu bir silah olarak kullanmayacağını düşünebilir. Ancak her iki yol da bölgede su güvenliğinin sürdürülebilir olarak sağlandığı anlamına gelmez. Aksine, Afrika Boynuzu’nda gerilimi sürekli hale getirir. Bu gerilimin yanısıra bu kıtada başka gerilim noktaları da ortaya çıkıyor. Örneğin , Fas, Cezayir sınırına yakın bir bölgede Kheng Grou barajı da dahil olmak üzere su kıtlığıyla mücadele etmek için bir dizi baraj inşa ediyor. Yakında tamamlanması planlanan baraj inşaatı için Afrika’nın en büyük askeri bütçesine sahip Cezayir endişelerini dile getirdi. İki ülke arasında çok gergin olan ilişkiler nedeniyle su başka bir gerilim noktası haline gelebilir.
Asya’da su gerilimi artıyor
Orta Doğu, Su Savaşları senaryolarında en fazla sözü edilen bölgedir.Bölgede barış ve istikrarın sağlanmasının önünde birçok engel var. Son ABD-İsrail-İran gerilimi bu bölgenin kontrollü kaos içinde yaşamaya devam edeceğini gösteriyor. Bölgenin siyasi istikrara kavuşması uzun zaman alacak. İklim değişikliği etkisi artıyor. Bu siyasi ve klimatolojik belirsizlikler bölgenin stratejik su kaynakları Fırat ve Dicle Nehirleri üzerindeki hidropolitik baskıyı artıracak. Güney Asya’da, Hindistan ve Pakistan, daha geniş çaplı bazı gerilimler alevlendiğinde suyun ne kadar çabuk bir silaha dönüşebileceğini bizlere gösterdi. İndus Suları Anlaşması, 65 yıl boyunca üç Hindistan-Pakistan savaşından hiç etkilenmedi. Ancak Nisan 2025’te Hindistan, Pahalgam terör saldırısının ardından anlaşmayı askıya alıp Pakistan ile hidrolojik veri paylaşımını durdurdu. Geçen Mayıs ayında ABD arabuluculuğuyla sağlanan ateşkese rağmen anlaşma hâlâ askıda; Hindistan bunu bir tehdit olarak sürdürmek istiyor. Pakistan tarımının %80’inden fazlası, Hindistan’ın kontrolünde olan İndus Havzası’ndan gelen suya bağımlı. İslamabad, suyun herhangi bir şekilde yönlendirilmesinin “savaş eylemi” olarak kabul edileceği konusunda uyarıda bulundu.Su, bu nedenle Hindistan-Pakistan çatışmasında güçlü bir yeni silah haline geldi; bu da iki nükleer silahlı rakip arasında gelecekte yaşanabilecek herhangi bir krizin riskini artırıyor. Çin, her iki ülke üzerinde de nüfuz sahibi.
Çin’in Hidropolitikası belirleyici olacak
Çin birçok önemli Asya nehrinin yukarı kıyıdaş ülkesidir. Tibet Platosu; Mekong/Lancang, Brahmaputra/Yarlung Tsangpo, Salween/Nu, Irrawaddy ve Indus sistemleri açısından “Asya’nın su kulesi” işlevi görür. Çin halen suyu doğrudan bir silah olarak değil, altyapı, veri, enerji ve finansman üzerinden jeopolitik etki üreten bir güç unsuru olarak kullanıyor.
2025 yılında Pekin, Tibet’in “Büyük Virajı”nda Brahmaputra Nehri üzerinde 137 milyar dolarlık devasa bir baraj inşa etmeye başladı. Bu, baraj dünyanın en büyük hidroelektrik projesi olup, akışaşağısındaki koşulları pek dikkate almayan bir şekilde inşa ediliyor. Bölgede Hindistan ve Bangladeş’e giden suyun akışını düzenleyen hiçbir anlaşma bulunmuyor. Hindistan ise Çin’in bu projesine 200’den fazla baraj inşa etmek için 77 milyar dolarlık programıyla yanıt verdi. Her iki taraf da sınıraşan suları kontrol etmek üzere altyapı oluşturuyor. Hindistan’ın aceleci baraj inşa programı, Delhi’nin Pekin’in suyu bir silah olarak kullanmasını beklediğinin bir işareti olarak ortaya çıkıyor. Bu arada, Çin’in İndus ana kolu ve kolları üzerindeki yukarı havza konumu, Pakistan üzerinde de nüfuz sahibi olmasını sağlıyor. Su paylaşımı konusunda bir çerçeve anlaşması olmadan, Çin ve Hindistan arasında gelecekte yaşanabilecek herhangi bir sınır sorunu veya Çin-Pakistan ilişkilerindeki bir değişme , suya sıçrayabilecektir.
Orta Asya’nın Fergana Vadisi su’dan çatışmaların çıkartılması konusunda en sıcak noktalardan birisi . Zaman zaman düşük yoğunluklu sınır çatışmaları da yaşanıyor. Orta Asya ülkeleri sınıraşan sularını yönetme konusunda geçmişten çok daha ileri bir noktadalar. Ancak hala suyu bölgesel işbirliği için kullanacakları projeleri uygulamaya koyabilmiş değiller. Bu durum küresel güçlerin bölgede su üzerine politika yapma stratejisine olanak sağlıyor.
Su silahı patlar mı ?
Sınıraşan su hukukunda küresel normlar artsa da etkisi ve uygulama alanı yetersiz.Ayrıca yapılan uluslararası su toplantılarında gelişmiş ülke taahhütleri somut uygulamalara dönüşmüyor.Azgelişmiş dünya ile makas açılıyor.
ABD küresel maliyetleri taşımakta isteksiz,Çin ekonomisiyle sağladığı güçünü uluslararası siyasette kullanmıyor, AB stratejik birlik ve askeri güvenlik sağlayamadı, küresel kurumlar kriz çözmekte yetersiz kalıyor.Bazı uzmanlar küresel sistemi yönetecek, küresel gündemi belirleyecek veya uluslararası düzeni sürdürecek baskın bir gücün (G7 veya G20 gibi) olmadığı bir düzene girildiğini (G-Sıfır) ileri sürüyor. Bu yapıda, ülkelerin kendi başının çaresine baktığı, koordinasyonun zayıfladığı ve küresel krizlerin yönetiminin zorlaştığı bir ortam öngörülüyor. Bazı uzmanlar ise Bipolar düzene geçildiğini (Çin-ABD) veya dünyanın parçalanmış çokkutupluluk yaşadığını savunuyor. Ancak gerek “parçalanmış çok kutupluluk” dünyasında gerek G-Sıfır dünyasında, hiçbir güç veya güç grubu, bağlayıcı tahkim, gerçek zamanlı veri paylaşımı, uygulanabilir anlaşmalar gibi, küresel yönetişim altyapısı kurmaya istekli ve yetenekli olmaz. Bu durumda su bir silah haline gelir. Terörle mücadele veya iklime adaptasyon konusunda birlikte çalışması gereken ülkeler, bunun yerine nehirler üzerindeki sıfır toplamlı müzakerelere kilitlenmiş durumda kalırlar. Yukarı havzadaki güçler musluğu kontrol ettiğinde, aşağı havzadaki ülkelerin gerilimi artırmanın dışında çok az seçeneği kalır. Suyun başındaki devletler musluğu kontrol edemeyecek kadar zayıf olduğunda ise diğer uluslararası aktörler devreye girer.
Dünyada yaşanan gelişmeler : su’dan bir savaş için silahların dolu, güvenlik önlemlerinin yetersiz, hatta kaldırılmış durumda olduğunu gösteriyor. Bu kuralsızlık belirsizlik artışı ile biraraya geldiğinde su silahı patlayabilir. Kuraklık, sınır çatışması, terör saldırısı üzerinden bir sonraki bölgesel-küresel şok geldiğinde su üzerine hazır olan küresel egemenlik planları uygulamaya konulabilir.


Beğenebileceklerin
-
Su krizi dünya siyasetinin merkezinde! Su dünyanın yeni silahı mı olacak?
-
Çözülen Dünya Düzeni ve Artan Su Savaşı Riski – Dursun Yıldız -HABER TÜRK TV 9 Mayıs 2026
-
22 Mart Dünya Su Günü : Bu yılın ( 2026 ) resmi teması “Su ve Cinsiyet” (Water and Gender)
-
Yapay Zekâ’nın su baskısı mı, verimlilik katkısı mı daha fazla !
-
BM Üniversitesi Dünyanın Su İflasını ilan etti. Su Yönetimleri gerekli mesajı almalı
-
Ankara’daki su krizinin reçetesini Su Politikaları Derneği Başkanı açıkladı
