Ülkemizde yıllık ortalama 574 mm olan yağış 2025 su yılında ülke genelinde 422,5 mm olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre yağışlar, normalinin %26, geçen yıl yağışlarının %29 altında gerçekleşmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü Tarafından Türkiye geneli su yılı yağışlarının son 52 yılın en düşük seviyesine indiği açıklanmıştır.
2025’te yağışlar; Marmara ve Orta Anadolu’da %35 ,Ege’de %28, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde %60’ın üzerinde azalmış. Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon çevrelerinde ise %20’nin üzerinde artış göstermiştir. Ülkemiz 2025 yılında Orta ve Doğu Karadeniz bölgesi hariç yaygın ve çok şiddetli kuraklık yaşamıştır. 2025 su yılı aynı zamanda, iklim bilimcilerin uzun zamandır açıkladıkları “Karadeniz bölgesinde yağışlarda artış diğer bölgelerde azalma” öngörüsünün gerçekleştiği bir yıl olmuştur.
Su’yun çokça gündemde yer aldığı 2025 su yılının “su yönetiminin bilançosu ”nun yapılması geleceğimiz için faydalı olacaktır. 2025 su yılının başında başlayan meteorolojik kuraklık sulama dönemi başında hidrolojik ve tarımsal kuraklığa evrildi. Başta Aydın Adana ,Konya, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Siirt olmak üzere birçok ilimizde tarımsal sulama kısıtlamaları uygulanmıştır. Daha sonra İzmir, Çeşme, Ankara ,Sakarya, , Malatya, Bursa ,Tekirdağ illerinde planlı su kesintileri başlamış olup bu kesintiler yaygınlaşmakta ve uzamaktadır.. Birçok ilimizde barajlar tamamen boşalmış ve su yönetimleri çok sayıda derin kuyu açarak planlı su kesintilerini önlemeye çalışmıştır. Görünmez stratejik kaynağımız yeraltısuları aşırı çekilmiş, seviyesi ve kalitesi düşmüştür. Kurak dönemlerde yeraltısuyu besleniminin azalması ve aşırı çekimler sonucunda su seviyesinin ve kalitesinin düşüşü de hızlanmaktadır. Bu durumun obrukları arttırma ihtimali de yüksektir. Geride bıraktığımız yılda yaşadıklarımız, 2025 su yılının başında su yönetiminin riskleri analiz edemediğini veya bunu yönetmeye hazır olmadığını göstermiştir.
Barajlar boşaldı
DSİ verileri Büyük Menderes Havzasında son 15 yıldır barajların ortalama doluluk oranlarında her yıl tedrici olarak azalma olduğunu gösteriyor. Havzada son 6 yıldır barajlar ortalama % 4 dolu. Büyük Menderes’te kuraklık maalesef yerleşmiş görünmektedir. Bu durum önce çiftçilerimize , üreticilerimize büyük teşvikleri gerekli kılmaktadır. Bunun yanısıra daha derin krizleri önlemek için havza ölçeğinde yönetimin ödünsüz bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Ankara ve İzmir’in içme suyu barajları tamamen boşalmış olup , ölü hacimden su çekimi yapılmaktadır. İstanbul’un sigorta barajları Terkos ve Ömerli’de doluluk oranı %18’e gerilemiştir. İstanbul’un Avrupa yakasına Melen sisteminden büyük maliyetle su basılmaktadır.
Birçok barajımız ve göletimiz yeni su yılına boş depolarla girmiştir. Bu baraj ve göletlerin rezervuarlarını doldurup normal işletme planına geçebilmeleri için önümüzdeki dönemin aşırı yağışlı olması gerekmektedir. Normalin altındaki yağışlar hidrolojik kuraklığın bir sonraki yıla taşınması sonucunu doğuracaktır. Bölgesel kuraklıkların şiddeti ve sıklığının arttığı yörelerde bu riskin sürmesi bilançoyu ağırlaştıracaktır.2025’deki zirai don, yağış azlığı ve yönetim eksikliği meyve, hububat ve bakliyatı da vurmuştur. Bu etkiler Eylülde gıda enflasyonu fırlatmıştır. Enflasyonun sonuçları sadece rakamlardan ibaret değildir. Fiyat artışı ile taklit ve tağşişin artmasında etkili olarak gıda güvenliğimizi de derinden etkilemektedir.
Su Güvenliği direncimiz düşük, Riski yönetmeye hazır değiliz
2025 yılı bize şiddeti ve sıklığı artan kurak dönemleri iyi yönetmemiz gerektiğini tekrar hatırlatmıştır. Bunun için su yönetimleri ilave su arayışına girmeden önce ellerindeki mevcut suyu en iyi yönetme anlayışına sahip olmalıdır. Bunun için klasik yönetim kalıpları dışında bir anlayışa ihtiyaç bulunmaktadır. Aslında iklim değişikliğinin etkileri ve yaşadığımız yaygın su kesintileri klasik su yönetimi anlayışını çoktan boşa çıkartmıştır. Ancak buna rağmen yağmuru beklemenin dışında suyu verimli yönetmeye tam geçebilmiş değiliz. Su Yönetiminde yeni yasa çıkartmaya çalışmak ile planlama raporu hazırlamak arasında sıkışmış durumdayız.
2025 yılında su güvenliği direncimizin düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Kriz dönemlerinde su tasarrufu için, su yönetimi ile kullanıcılar arasındaki iletişimin yetersiz kaldığı görülmüştür. Risk yönetimine hazır olmadığımızı kesintilerle yaşamış bulunmaktayız. Ayrıca su altyapı yatırımlarında merkezi ve yerel yönetimlerin arasındaki kopukluğun etkisini de deneyimledik. 2025’in su yönetimi bilançosu, su yönetimimizin radikal bir reforma ihtiyacı olduğunu ortaya koymuştur Bu ihtiyacı anlayıp su yönetiminde radikal reformlar yapamazsak, sorunun kronikleşmesini ve önümüzdeki yıllarda yaygın krizlere evrilmesini önleyemeyiz.