Sudaki Arsenik ve ağır metaller

 

Prof.Dr. O.Bektaş

24 Ocak 2011, 14:28

SUDAKİ ARSENİK VE AĞIR METALLER KANSER NEDENİ!

Tıp Jeolojisinin temel prensibine göre bir bölgedeki jeolojik olaylar doğrudan hava, su ve toprağın kimyasal özelliklerini belirlerken dolaylı olarak da o bölgede yaşayan insanların sağlığını kontrol eder.

ÖZET: Doğu Karadeniz Bölgesindeki kanser vakalarının artışı çoğunlukla Çernobil faciasına bağlanmaktadır.

Oysa son yıllarda özellikle az gelişmiş ülkelerdeki bölgesel kanser hastalıklarının ve toplu zehirlenmelerin içme suyundaki Arsenik (As) ve ağır metallerden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

 Bu nedenle Dünya Sağlık örgütü (WHO) ve Avrupa Birliği çeşme suyundan pet şişe suyuna ve mineralli suya kadar her türlü içme suyunun içereceği arsenik miktarının duyarlı aletlerle ölçülerek bu konuda halkın bilgilendirilmesini istemektedir.

İçme suyunda kabul edilebilir arsenik miktarı 10 mikro gram/litredir.

Doğu Karadeniz Bölgesinde ayrışmış volkanik kayaçların eşlik ettiği maden yatakları çevresindeki içme suları arsenik ve ağır metaller açısından potansiyel kanser hastalığı riski taşımaktadır.

Değirmendere Vadisindeki Yanlıca mineralli suyunda Antimuan (Sb) ve Selenyum (Se), Akoluk mineralli suyunda ise Krom (Cr) ve Kurşun (Pb) değerleri standartlarda verilen limit değerlerin üzerindedir. KTÜ’ye ait kuyu suyu ve Kendirli akiferi suyunda ise Krom (Cr) değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

N02 miktarına göre Sümela Deresi yüksek kaliteli su, Meryemana, Maçka ve Galyan Dere suları kirli su, Değirmendere suyu ise çok kirlenmiş su sınıfındadır.

Değirmendere vadisindeki yeraltı suları ise pH, TDS, Cl”, SCy2, N02 ve N03 miktarlarına göre yüksek kaliteli su sınıfında yer alır ( Gültekin ve diğerleri,2005).

Bu bağlamda uzun vadede Trabzon’un içme suyu için hayati önem taşıyan Değirmendere Vadisinin sanayi ve yerleşim alanı dışına çıkarılıp koruma altına alınması gerekmektedir.

Şehrin bir diğer su kaynağı olan Atasu  Barajı  Değirmendere Vadisinin yan kollarından biri  olan Galyan Vadisinde Gümişgi Maden sahasının kuzey cephesinde yer alır.

 Arsenikli Çinko (Zn) ve arsenikli Kurşun (Pb) cevherlerleri ve demir sülfürlü arsenikli ayrışmış volkanik kayaçlar baraj gölü alanındaki suyun özelliklerini bozabilecek niteliktedir.

Sonuç olarak Değirmendere vadisindeki su kanserojen arsenik, azot ve ağır metallerce potansiyel risk taşımaktadır.

Bu amaçla sürekli peryodik ölçümlerle Galyan Vadisi baraj suyunun arsenik, azot ve ağır metal içeriği duyarlı aletlerle ölçülmeli ve bu konuda halk bilgilendirilmelidir.

KİTLESEL KANSER VAKALARI

1990’lı yılların başlarında Bangladeş de normal içme suyundan kaynaklanan kitlesel zehirlenmeler tüm dünyanın ilgisini bu bölgeye yöneltmiştir. Uzun araştırmalar sonucunda Bangladeş, Pakistan, Kamboçya ve Çin, Vietnam gibi ülkelerde içme suyundaki arseniğin kanser başta olmak üzere birçok hastalığın nedeni olduğu sonucuna varılmıştır.

 Özellikle az gelişmiş ülkelerin sorunu olan içme suyundaki arsenik ve ağır metallerden zehirlenme olayına dikkat çeken Dünya Sağlık Teşkilatı bu konuda tüm dünya ülkelerini uyarmıştır.

 Dünya Bankasının hazırladığı rapora göre bu bölgelerde yaşayan 60 milyon kişi arsenikli suyun uzun zaman aralığındaki zehirleme riski altında yaşamaktadır.

 Yine aynı rapora göre şimdiden 700.000 kişi arsenik kökenli hastalığa yakalanmıştır.

Bangladeş de 50 yıl içerisinde 326.000 kişinin kanserden öleceği 2.500 kişinde arsenikle ilişkili hastalıklara tutulacağı ön görüler arasındadır.

ARSENİKLİ İÇME SUYU TÜM DÜNYA ÜLKELERİNİN SORUNUDUR

İçme suyundaki arsenik sadece uzak doğu ülkelerinin bir sorunumudur?

Hayır. Bu sorun tüm dünya ülkelerinin sorunudur. Ancak sudaki doğal arsenik miktarını üstün teknoloji ile sürekli ve peryodik ölçerek arıtma yoluna giden gelişmiş ülkeler bu riski en az duruma indirgemiştir.

 Türkiye de arsenik analizlerinin yapılması ancak 2009 yılında yalnızca kentsel su şebekelerinde başlamış olduğundan arsenik zehirlenmesinin ülke çapındaki gerçek boyutu bilinmemektedir.

İÇME SUYUNDAKİ ARSENİK SINIRLAMALARI VE AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTI

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) içme suları için önerdiği Arsenik limitleri ölçüm tekniğine bağlı olarak her yıl azalarak değişmektedir.

Sağlıklı İçme suyundaki Arsenik 1958 yılında 200, 1963 yılında 50, 1993 yılında ise 10 mikrogram/ L olarak önerilmektedir.

AB’ye uyum süreciyle ilintili olarak 25 Şubat 2005’te yürürlüğe giren “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik“: Suda aranan kalite koşulları yalnızca “a) suyun bir şebeke aracılığı ile temin edilmesi halinde, bina ya da bir kuruluşta, suyun insani tüketim için kullanılmak üzere musluklardan akıtıldığı, b) Suyun tankerden alınması halinde, tankerden alındığı, c) Suyun satılmak üzere şişelere ya da ambalajlara doldurulması halinde, şişelere ya da ambalajlara doldurulduğu, d) Suyun gıda üretiminde kullanılması halinde, suyun üretimde kullanıldığı noktalarda” aranıyor.  

Suyun kalitesi hakkında toplumun bilgilendirilmesi de yönetmelik gereğidir.

Madde 14  Yetkili mercilerce içme-kullanma sularına ilişkin olarak tüketicilere yeterli ve güncel bilgiler sağlanır ve bu doğrultuda Bakanlık bilgilendirilir. Suların kalitesi hakkında, tüketicileri bilgilendirmek için üç yılda bir rapor yayınlanır. Rapor, en azından günde ortalama 1000 m3’ü aşan ya da 5000’den fazla kişiye hizmet eden bütün müstakil su kaynaklarıyla ilgili bilgileri içerir. Rapor üç takvim yılını kapsar ve bu dönemin sonundan itibaren bir takvim yılı içinde yayınlanır. Bu raporlar yayınlanmasından itibaren iki ay içinde Komisyona gönderilir.”.

İşletmelerin 2007 yılı sonuna kadar gereken önlemleri alması ve uyumu sağlaması gerekiyor. Yönetmeliğin “b eki”ndeki kimyasal parametreler arasında arsenik için üst sınır 10mg/l (litrede 10 mikrogram. 1 mikrogram gramın milyonda biridir.) olarak belirtiliyor.

Özetle içtiğimiz çeşme suyu, damacana suyu, pet şişe suyu ve mineralli sudaki arsenik miktarına dikkat etmemiz gerekiyor.

Sudaki arsenik Türkiye gündemine etkin düzeyde ancak 2010 yılında Ankara Belediyesinin Kızıl Irmak dan sağladığı arsenikli içme suyu ile girmiştir.

SUYA ARSENİK NEREDE NASIL KARIŞIYOR?

Zenginin ve fakirin ortak besin kaynağı sudur. Bu nedenle sudan kaynaklanan hastalıklar çok daha yaygın ve yıkıcıdır.

Arsenik yer kabuğundaki kayaçlarda yaygın olarak bulunuyor. Yer kabuğunun ortalama arsenik içeriği 2 mikrogram/kg. Nerede ise 200 farklı kayaç yapıcı mineral arsenik içeriyor. Bu nedenle arsenik kayaç yapıcı minerallerin, piritli kayaçların, sülfürlü bakır, kuşun, antimuan, altın, v.b madenlerin su ile olan ayrışmasından serbest kalarak yüzey suları ve ırmaklarla ovalara taşınıyor.

Yüzey sularında arsenik oldukça düşük.Yeraltı sularında daha yüksek, ortalama 1-2 mikrogram/l.

Ancak, volkanik kayaların ve sülfürlü cevher yataklarının çevresinde bu değer 3000 µg/l’ye kadar çıkmaktadır.

İşte yukarıdaki nedenlerden dolayı Doğu Karadeniz Bölgesinde ayrışmış volkanik kayaçların eşlik ettiği maden yatakları çevresindeki içme suları arsenik ve ağır metaller açısından potansiyel risk taşımaktadır.

DEĞİRMENDERE HAVZASI NE KADAR TEMİZ?

Değirmendere havzası içme suyu açısından Trabzon’un hayati can damarını oluşturmaktadır. Ancak yanlış politikalar sonucu vadi bir taraftan yerleşime açılırken diğer yandan da sanayi atıkları ile sürekli kirletilmektedir.

Oysa bu günkü aşağı Değirmendere sanayi bölgelerindeki yeraltı su rezervi Trabzon’un her zaman ihtiyaç duyabileceği yedek su tankı niteliğindedir.

2005 yılında KTÜ Jeoloji Bölümünün Değirmendere vadisinde  yapmış oluğu hidrojeolojik çalışmalar sonucunda vadideki akarsu, yeraltı suyu ve mineralli sularının kimyasal özellikleri aşağıdaki gibi özetlenebilir: Yanlıca mineralli suyunda Antimuan (Sb) ve Selenyum (Se), Akoluk mineralli suyunda ise Krom (Cr) ve Kurşun (Pb) değerleri standartlarda verilen limit değerlerin üzerindedir. KTÜ’ye ait kuyu suyu ve Kendirli akiferi suyunda ise Krom (Cr) değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

Değirmendere ve kollarına ait sular pH, TDS, Cl” ve SGy2 miktarlarına göre yüksek kaliteli su sınıfında, ancakN02 miktarına göre Sümela Deresi yüksek kaliteli su, Meryemana, Maçka ve Galyan Dere suları kirli su, Değirmendere suyu ise çok kirlenmiş su sınıfındadır.

Değirmendere vadisindeki yeraltı suları ise pH, TDS, Cl”, SCy2, N02 ve N03 miktarlarına göre yüksek kaliteli su sınıfında yer alır.

 Çok az sayıda yapılan arsenik (As) ölçümleri ise kritik (10 mikrogram/l) düzeydedir (Gültekin ve diğerleri, 2005).

 

GÜMÜŞKİ MADEN SAHASI GALYAN VADİSİNİ ARSENİKLE KİRLETİYORMU?

Trabzon’un 50 yıllık içme suyunu karşılayacak olan Galyan Vadisindeki Atasu Barajı Gümişgi Arsenikli Kurşun (Pb), Çinko (Zn) Maden Sahasının kuzey cephesinde yer alır.

Yaklaşık 6 km2  lik bir alanda Kan Yayla, Kuzugölü Yayla, Yedi Irmaklar, Sarıtaş Yayla, Zerbonas Yayla ve Lapaza Yayla yörelerindeki cevherlerde Arsenik (As) miktarı 30 – 580 ppm (milyonda) değişmektedir. Aynı bölgede cevhere eşlik eden ayrışmış volkanik kayaçlarda ise arsenik 22-61ppm değerini alır ( Yalçınalp,1997,1998).

Yukarıdaki uydu fotoğrafında görüleceği gibi sülfürlü ayrışmış volkanik kayaçlardan ( piritli cevherli dasit ) ve cevherlerden ayrılan Arsenik suya karışarak iki kol halinde Atasu barajında birikmektedir.

Ancak Trabzon iline su verecek olan bu vadide detaylı Arsenik ve ağır metal araştırmaları yoktur. Bu nedenle suyun kalitesi peryodik olarak detaylı ölçüm alatleriyle kontrol edilmelidir.

TIP JEOLOJİSİ:  SUDAKİ ARSENİK VE AĞIR METALLER ZEHİRLİYOR!

Milattan önce 5.yüzyılda Hipokrat: “Bir toplumun sağlığını bilmek istiyorsanız o toplumun nefes aldığı havaya, içtiği suya ve yaşadığı yere bakınız” der.

Bu görüş Tıp Jeolojisi ( Medical Geology ) Biliminin çıkış noktasıdır. Tıp Jeolojisi yaşadığımız ortamdaki kayaç ve toprağın sağlımız üzerindeki etkilerini araştırır.

“Topraktan Geldik Toprağa Gideceğiz” Deyimi hem manevi hem de bilimsel anlamı olan güzel bir sözdür. Çünkü aşağıdaki tabloda görüleceği gibi toprakta bulunan her element insan vücudunda da belli bir oranda mevcuttur. Arsenik (As) de bunlardan biridir.

 

Yukarıda Tabloda görüldüğü gibi 70 kg ağırlığındaki bir insanın vücudundaki elementlerden birinin azalması çeşitli hastalıklara neden olurken, artması da zehirlenmesine ve çeşitli kanser hastalıklarına yakalanmasına neden olmaktadır.

Orta Çağın bilim adamlarından Paracelsus: “Her şey zehirdir. Zehir olmayan hiçbir şey yoktur. Sadece o maddenin dozu zehir’i belirler” der.

Topraktaki bu elementlerin insan vücuduna girmesi beslenme zinciriyle oluşuyor: Toprakta yetişen bitkiyi hayvanlar yiyor, bitkiyi ve hayvanı da insanlar yediğine göre topraktaki çeşitli elementler dolaylı olarak insan vücuduna girerek birikiyor.

Bu elementlerden bazıları da içtiğimiz suya karışarak bünyemizde birikebiliyor ve çeşitli kanser hastalıklarına neden olabiliyor. Örneğin Değirmendere Vadisindeki yüzey suları, yer altı suları ve mineralli sular yukarıda belitildiği gibi Antimuan  (Sb) , Kurşun (Pb), Selenyum (Se), Krom (Cr) ve Arsenik bakımından aşırı veya kritik düzeyde bulunmaktadır. Değirmendere vadisindeki suların bu elementlerden arıtılmadan uzun zaman kullanılması  çeşitli hastalıkların sebebi olur.

200-2007 yılları arasında Doğu Karadeniz illerinde yapılan kanser araştırmalarında kanser türleri ile çevre kayaçları arasında doğrudan bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır ( Yomralıoğlu ve diğerleri,2009).

Bu çalışmada 558 su örneğinin analizi yapılmış, bunlardan 103 örneğin Arsenik (As), 209 örneğin Kurşun (Pb) ve 306 örneğinde Selenyum (Se) açısından standart üstü değerler taşıdığı görülmüştür.

Öte yandan 2001 yılına kadar ABD de içme sularının 5 mikrogram/L dan daha az arsenik içerdiği sanılıyordu. Ancak yeni geliştirilen duyarlı aletlerle içme sularının %18’nın 10 mikrogram/L den fazla arsenik içerdiği belirlenmiştir.

Sonuç:  Az gelişmiş ülkelerdeki bölgesel kanser hastalıklarının ve toplu zehirlenmelerin içme suyundaki Arsenik (As) ve ağır metallerden  kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Dünya Sağlık örgütü (WHO) çeşme suyundan pet şişe suyuna ve mineralli suya kadar her türlü içme suyunun içereceği arsenik miktarının duyarlı aletlerle ölçülerek bu konuda halkın bilgilendirilmesini istemektedir.

Değirmendere Vadisindeki Yanlıca mineralli suyunda Antimuan (Sb) ve Selenyum (Se), Akoluk mineralli suyunda ise Krom (Cr) ve Kurşun (Pb) değerleri standartlarda verilen limit değerlerin üzerindedir.

 KTÜ’ye ait kuyu suyu ve Kendirli akiferi suyunda ise Krom (Cr) değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

Öte yandan Değirmendere vadisi No2 ve NO3 gibi azotlu maddelerce (insan, hayvan atığı, nitrojen içeren gübreler gibi) kirlidir.  Böyle yerlerde çok fazla nitrat bulunmasıyla mide ve özefagus kanseri ile methemoglobinemi oluşur.

 

Arsenikli Çinko (Zn) ve arsenikli Kurşun (Pb) cevherlerleri ve demir sülfürlü ayrışmış volkanik kayaçlar Galyan Baraj Gölü alanındaki suyun özelliklerini bozabilecek niteliktedir.

Bu amaçla sürekli ve peryodik ölçümlerle baraj suyunun arsenik ve ağır metal içeriği duyarlı aletlerle ölçülmeli; bu konuda halk bilgilendirilmelidir.

Sağlıklı yaşam dilekleriyle

 

Prof.Dr.Osman BEKTAŞ